28 Şubat 2016 Pazar

LUBOMYR MELNYK: "KLASİK MÜZİĞİN HARİKA PİYANİSTLERİ İYİ EĞİTİLMİŞ YARIŞ ATI GİBİ"


By on 15:11:00

28.2.2016



2013 yılında Salon'da besteci/piyanist Lubomyr Melnyk'i ilk kez canlı dinledikten sonra öylesine etkilenmiştim ki, yıllardır o sarsıcı deneyimi tekrar yaşayacağım günü bekliyorum. Nihayet 16 Mart akşamı yine Salon'da Ukraynalı müzisyenin piyanosuna teslim edeceğim ruhumu.

1970'lerden bu yana müzik yapan Melnyk, özel bir teknikle icra edilen "Continuous (Sürekli) Music" adlı türün öncüsü ve aynı zamanda dünyanın en hızlı piyanisti ünvanına sahip. Saniyede 19.5 nota (iki eliyle de ayrı ayrı), bir başka hesapla bir saatte 93.650 nota çalabiliyor. Bu teknik bilginin konserde dinleyiciye yansımasını yazıyla tam olarak anlatmak olanaklı değil ama 2013'te yazdığım şu yazıda denemiştim: http://www.veganlogic.net/2013/01/butun-piyanolar-sevgilinizse-yalnzlk.html

67 yaşındaki Melnyk, gençliğinde Latin dili ve felsefe okumuş, klasik müzik eğitimi almış, Paris’te modern dans dersleri için müzik yaparken yaşadığı aşırı yokluk günlerinde "Continuous Music"i yaratmaya başlamış. 1979'da yayınladığı "KMH - Piano Music in the Continuous Mode" adlı ilk albümünden bugüne kadar onlarca mükemmel albüm yayınlasa da, ne yazık ki hak ettiği ilgiyi son birkaç yıla kadar görmedi Melnyk. Ne zaman ki 2013'te bağımsız plak şirketi Erased Tapes'den "Corollaries" adlı albümü çıktı, o zaman ismi daha duyulur oldu. Modern klasiğin genç yetenekleri Nils Frahm ve Peter Broderick ile yaptığı işbirlikleri, onun müziğini daha genç ve farklı bir kesime açtı. 2015'te Erased Tapes için ikinci albümü "Rivers and Streams"i yayınladığında dünyanın çeşitli kentlerinde ve festivallerinde verdiği konser sayıları arttı.

Münzevi bir hayat süren sıradışı bir piyanistin devrimci yöntemleri çok uzun zaman görmezden gelinse de, Lubomyr Melnyk'in öncüsü olduğu Sürekli Müzik, hissedip duyabilenlerin ruhunda çok önemli bir yer edindi. Çalarken kendisi de metafizik açıdan farklı bir boyuta geçen piyanistin enstrümanıyla sonsuz aşkına tanık olmak isterseniz, bu konseri kaçırmayın.


HEM "TEKNE" HEM DE "TEKNENİN KAPTANI"


Sizi ilk kez 2013'te İstanbul konserinizde canlı dinlediğimde olağanüstü derecede etkilenmiştim. "Bundan daha güçlü bir müzik olamaz. Ben bu akşam şiiri gördüm!" demiştim. Yılda 100 geceden daha fazlasını konserlerde geçiren bir müzik yazarı için sıradan bir ifade değildi. Bu nedenle şunu sormam gerekiyor: İnsanları böylesine derinden çarpan bir müziği icra ederken ve sonrasında siz nasıl hissediyorsunuz?

Ne hissediyorum? Bu, günden güne, farklı zamanlara göre değişiyor elbette. Genel olarak, eğer çaldığım parçayı çok iyi biliyorsam, yani o zamana kadar konserlerde birçok kez çalmış durumdaysam, sadece zihnimi piyanonun güzel tınılarına bırakıp onlarla farklı yerlere sürüklenmesine izin veriyorum. Böylelikle aynı anda hem "tekne" hem de "teknenin kaptanı" olmaya çalışıyorum. 

Bunu açıklamak zor; kendime bile! Ama bazen zihnim onu hızlıca devreden çıkardığımı düşlediğim hayali bir evreye giriyor; uyumak gibi sanki... Bazen çalarken uykuya daldığım oluyor; konserlerde değil elbette, evdeyken! Sonra birden uyandığımda parmaklarımı hâlâ o parçayı çalar halde buluyorum. Üstelik parçanın akış hızında da bir değişme olmuyor! Demek ki, Sürekli (Continuous) Müzik icra eden piyanistin zihni, zaman ve mekan üzerinde, varoluş evrenleri üzerinde olağanüstü bir kontrole sahip. Bunu daha iyi açıklayabilmeyi isterdim ama gerçekten zor. Çünkü koşullar değişiyor, ben değişiyorum, evren değişiyor. Sürekli Müzik çalma kabiliyeti bütün gizemi ve farklı boyutlarıyla evren ile yakından ilgili.


"KLASİK MÜZİĞİN HARİKA PİYANİSTLERİ, İYİ EĞİTİLMİŞ YARIŞ ATI GİBİ"


"Sürekli Müzik, bir kasırganın ortasında ayakta durmaktır," demiştiniz. Kendinizi buna nasıl hazırlıyorsunuz? Hayat boyu süren bir durum mu bu?

Kasırga, sürekli müzik icracısı ve piyanonun birliği aracılığıyla patlarcasına ortaya çıkan devasa ruhsal güçtür. İkisi birlikte her şeyi bastıran bir hortum yaratır. Sürekli Müzik ve öğrenmesi yıllar alan icra tekniği mucizevi bir muammadır. Çalarken benden dışarıya yansıyan gücü kimse açıklayamaz; bütün boyutları aşan bir durumdur. Ninja, Kung-Fu, Tai Chi gücüdür. Rüzgârın, kasırganın, zaman ile mekanı aşan muhteşem doğanın gücüdür ve evrenle çakışan mikrokozmozlar yaratır. İkisi buluşur ve sonuçta bedenim ile zihnimde hissetmenin harika olduğu devasa bir enerji patlaması ortaya çıkar. Sürekli Müzik çaldığım sırada, kendi bedenimle piyanonun bedeni arasında, bedenimle piyanodan çıkan sesler arasında ayrım kalmaz. 

Gerçekte çaldığım sırada ortada hiçbir beden de kalmaz. Hiçlik söz konusudur. Sadece enerji ve hayatın gücünü, ruhumuzdaki tüm insani duyguları ve sevgiyi hissederim. Onu icra etmenin yolu budur! Şahane renklerle dolu kocaman bir alandan esen rüzgâr gibi hissedersiniz. Devasa arazilerin üzerinden uçan görkemli bir kuş gibi olursunuz. Coşkuyla akıp denizlere yönelen derin bir ırmak gibisinizdir. Öylesine sert ve sağlam bir çelikten duvar vardır ki, gezegenler onunla çarpışsa da onu aşamaz; işte o çelik duvarın gücü Sürekli Müzik'tir. Yeryüzünde daha önce hiç böyle bir şey olmamıştır.

Evet, bunu öğrenmek, piyanonun gücünün farkına varmak, bir ömür alır. Gerçek bir piyanist olmayı öğrenmenin sonu yoktur. Bana göre, klasik müziğin harika piyanistleri, iyi eğitilmiş yarış atı gibi. Yarışa katılıp koşabilirler ama gerçek at değildirler; çünkü özgürce koşamazlar ve asla ayaklarının altında çimenleri hissedemezler. Ruhları, kütüphanedeki sayfalar ve kabul edilmiş kayıtlı sonatlar arasında kaybolmuştur. Gerçek at, gerçek piyanist gibi, toprağın üzerinde bir yarış atının hayal edebileceğinden daha hızlı koşar. Aslında Sürekli Müzik icracısı olana kadar zavallı yarış atının gerçek hızın ne olduğuna dair bir fikri yoktur.

"Klasik müzik dünyasında piyanist müziğin kölesidir. Oysa Sürekli Müzik'te müzik piyanistin kölesidir," diye bir ifadeniz var. Müziğiniz ve piyanoya yaklaşımınız oldukça devrimci. Sizce bu fark yüzünden mi klasik dünya sizi yıllarca kabul etmedi?

Ondan olduğunu sanmıyorum. Bana göre muhtemel neden, klasik dünyanın klasik müziğin sonsuz güzellikleriyle teması kaybetmesi. Çok hoş, şatafatlı ya da bilgece ortaya koyulmuş şeyleri duyuyorlar ama mesela çok iyi kalitede bir şarap gibi karşılıyorlar bunu. Ama bu müziğin dayanılmaz güzelliğini hissetmiyor ve duymuyorlar. Eğer klasik dünya Mozart'ın güzelliğini duyduysa, günümüz modern müziğinin güzelliğini de duyabilir. Aynı derecede muhteşem değilse bile, yaşadığımız döneme ait güzellikler de gereklidir ve biz onları görmezden gelirsek, yeryüzündeki bu dönemi yok etmiş oluruz. 


ERKEN DÖNEM MİNİMALİSTLERİN VE "RAGA"NIN ETKİSİ

Sürekli Müzik ile ilgili ilk deneyiminizin minimalizm öncüsü Terry Riley'den kaynaklandığını söylüyorsunuz. Sizin yaklaşımınızla Terry Riley, Steve Reich ve Philip Glass arasında bağ kurmak olanaklı. Fakat müziğinizin minimalist diye nitelendirilmesine karşı olduğunuzu da biliyorum; aksine yoğunluğu anlatmak için maksimalist terimini tercih ediyorsunuz. Bu durumda sizinle minimalistler arasında müzik, enerji ve ruh açısından nasıl bir bağ söz konusu?

Evet, Sürekli Müziği keşfetmemde minimalistler ile ilk karşılaşmam benim için son derece önemliydi. 1970'li yıllardaki o erken dönem besteciler olmasaydı, ben de ancak klasik müziğe öykünürdüm. Onların yarattığı dünya ruhumda bambaşka bir yeni bir evren doğurdu. Onlar olmasaydı, ben hiçbir şey olamazdım ve bu harika Sürekli Müzik dünyasını bulamazdım! Ama şu da bilinmeli ki, onlar sadece bu tohumun gelişmesi için önemli olan toprağın bir parçasıydı. Sürekli Müzik keşfimde bana yol açan çok sayıda başka etken de vardı. Şimdi artık bilgimi diğer piyanistlere aktarma zamanı! Sürekli Müzik icrası, öyle keyifli ve harika bir iş ki, ben öldükten sonra ortadan kalkmamalı. Bu mucizevi bilgi ve tekniği diğer piyanistlere aktarmak, şu anda hayatımdaki en önemli şey.

Hippi yıllarında "Raga"yı temel alan Hint Müziği'ni de ilhamlarınız arasında sayıyorsunuz. Bu tarz Doğu müziği sizi ne yönde etkiledi?

Müziğin içerdiği karışık yapıdan ve çeşitli zamanlama ile hesaplamaları takip edebilmek için icracının çok yüksek bir zihni/ruhsal kapasiteye sahip olma gereksiniminden çok etkilendim. İnsan zihninin çok daha ileri düşünce yapılarına ulaşmasını örnekliyor. Sadece zihin değil, elbette Raga yorumcusunun bedeni ve elleri de, değişen hızlara karşı hava ve su gibi fevkalade akıcı olmalı. 

İnternet sitenizde iki elin aykırı nota örgülerini çalabilen bağımsız varlıklar haline geldiği yeni ve özel bir piyano tekniği anlatılıyor. Bu durumda müziğinizde saf bir kaotik harmoniden söz edilebilir mi?

Eller arasında kesinlikle kusursuz bir koordinasyon ve olağanüstü bir eşzamanlılık var. Bu, uzmanlığın işaretlerinden biridir. İki elin içinde yüzmek için kendilerine ait dünyaları olsa da, kusursuz bir koordinasyon içinde hareket ederler.
 

"THE LORD OF THE RINGS"İN ETKİSİYLE DOĞAN MUAZZAM BİR SEVGİ

Bir keresinde yurtdışında yaşayan genç bir arkadaşım bana gece yarısı e-posta gönderip şöyle yazmıştı: "Hayatın yaşamaya değer olduğunu hissettirecek bir şarkı var mı? Şu anda ona çok ihtiyacım var!" Açık ki zor bir dönemden geçiyordu. Ona yanıt yazıp, "Lubomyr Melnyk'ten 'The Song of Galadriel'i dinle. Mutlaka iyi gelir," dedim. Daha sonra haberleştiğimizde onu dinlediğini ve sonrasında rahatlamış bir halde uykuya daldığını anlattı. O eseriniz, benim bugüne kadar dinlediğim en huzur dolu müzik. Tolkien'in "The Lord of the Rings" adlı kitabındaki gizemli dünyadan esinlendiğini biliyorum ama nasıl ortaya çıktığından söz edebilir misiniz?

Gençliğimde "The Lord of the Rings" benim üzerimde çok güçlü etki bırakan bir deneyimdi. Tolkien'in dili kullanış gücü büyüleyiciydi; ruhumda muhteşem duygular uyandırmıştı. Bugüne kadar hiçbir kitap, yazının gücünü böylesine derinliğine ortaya koymadı. Bir başyapıt yaratmıştı ve yarattığı şey iyi ile kötü, sevgi ile nefret ve yeryüzünde önemli olan her şey arasındaki temel mücadelenin tanımıydı. Galadriel'i, kraliçeyi ve tüm dünyayı müthiş güzel bir dille tanımlayışı, bana Galadriel'in şu anda üzerinde oturduğum sandalyeden daha gerçek göründüğü hayatın derin ve gizemli boyutlarını resmetti. Galadriel, benim mucize ve güzelliğe dair ebedi tasavvurumdu. O nedenle o müziği onun onuruna besteledim; sadece onun için değil, dünyanın onun şarkı söyleyişini duyması ve onun dünyasındaki huzur ve güzelliği duyması için yarattım o müziği. İyilik ve barış dünyası... "The Song of Galadriel", Tolkien'in bize armağanı olan görkemli dünyaya benim ruhumdan yansıyan muazzam bir sevginin müziğiydi. O kitap olmasaydı, dünya ışıksız, mutsuz, kahkahasız ve basit şeylerin güzelliğinden yoksun kasvetli bir yer olurdu. Cinlerin kutsal büyüsü de olmazdı!

"PİYANO ŞARKI SÖYLEYEN BİR RUHTUR!"

Ünlü piyanist Mitsuko Uchida, "Piyano insan gibidir," diyor. Siz de piyano konusunda olağanüstü derecede hassassınız. Piyanoyu canlı gibi düşünüyor musunuz ya da bu enstrümanı sizin gözünüzdeki yerini anlatmak için bir metafor kullansaydınız ne derdiniz?

Evet, piyanolar canlıdır! Onlar da insandır! Şarkı söylerler, sesleri vardır. Öylesine güzel bir ses ki adeta bir koro şarkı söylüyormuş gibi çıkar. Tahtaya, tuşlara dokunup telleri görmek, metal ve tahtanın harika kokusunu duymak, şahane titreşimlerin bedenime ve ruhuma doluşunu hissetmek... Bu, iki insan arasındaki aşk şarkısıdır. Piyanodan daha harika bir şey yoktur. Sadece Tanrı piyanodan daha büyüktür. Piyano, son 300 yılda Tanrı'nın insanlığa en büyük hediyesidir. Ve bugün aptal insanlar ne yapıyor? Çürük patates ve peynirle birlikte onları çöpe atıyorlar! Yağmur ve kar altında kalıp ölmesine izin veriyorlar. İnsanlar piyano katili oluyor! Bu korkunç bir şey. İnsanlar her şeyi öldürmeye başladı. Hatta bilgiyi bile katlediyorlar. Önce dünyadaki piyanoları yok etmeye başladılar, şimdi de var olan tüm bilgiyi siliyorlar. Artık kimse neyin nasıl yapılacağını bilmiyor. İnsanlar iPhone'larıyla yadıma muhtaç oyuncak haline geldi. Oysa piyano, size şarkı söyleyen yaşayan bir ruhtur. Hayatınıza doğan mükemmel bir ışıktır. Lütfen piyanoları öldürmeyi durdursun insanlık!


 (Lubomyr Melnyk'e ayırdığım Vegan Logic radyo kaydı:  https://mobile-iphone.mixcloud.com/VeganLogic11/vegan-logic-xiii-lubomyr-melnyk-18032013)
-

Yazan: Zülal Kalkandelen

Translate