21 Eylül 2017 Perşembe

VEGAN LOGIC - 1961 - 1988 DENEYSEL ELEKTRONİK VE AKUSTİK SES MANZARALARI - 20.9.2017


21.9.2017

1- Carl Matthews - As Above, So Below
2- Michael Garrison - To the Other Side of the Sky
3- J.B. Banfi - Gang (For the Rock Industry)
4- Beverly Glenn Copeland - Ever New
5- Richard Pinhas - Sur Le Theme Des Bene Gesserit
6- Mother Mallard’s Portable Masterpiece Company - Train 
7- Stratis - By Water 
8- Tim Blake - Midnight
9- Laurie Spiegel - Improvisation On a ‘Concetro Generator’ 


14 Eylül 2017 Perşembe

VEGAN LOGIC FEAT. OPTIMO MUSIC - 13.9.2017


14.9.2017

Glasgow merkezli bağımsız plak şirketi Optimo Music'in kataloğundan bir seçki.
1- Disconnection - Bali Ha’i 
2- Boot & Tax - Sound of Baloo
3- The Cro-Tones - Tea Machine Dub
4- Fred und Luna - Im Modehaus
5- Jose Manuel - Folklore (Alma Negra Remix)
6- Peter Gordon & Factory Floor - C Side
7- Maria Rita - Cantico Brasileiro No. 3 
8- Peter Zummo - The Tape Is Chill 
9- Underspreche - In Turbine
10- MR TC - Soundtrack for Strangers



12 Eylül 2017 Salı

VEGAN LOGIC - SONBAHARA MERHABA 2017 - 6.9.2017


12.9.2017

1- Internazionale - Into a New and Destructive Intimacy 
2- The Inward Circles - Ancient Arithmetic of the Hand 
3- Стук бамбука в XI часов - Слабый тигр
4- Manon Lescaut - Three Graces
5- Penelope Trappes - 9 Monkey
6- Lair - Invoke
7- Burnt Friedman - Repentance 2016
8- Nurse With Wound - Black Iz The Color of My True Loves Hair 
9- ZGA - Zgalero
10- Zoviet France - Public Service Announcement 


VEGAN LOGIC - AĞUSTOS 2017 EN İYİ KAYITLAR SEÇKİSİ - 30.8.2017


12.9.2017

1- UNKLE - Looking for the Rain (Feat. Mark Lanegan)
2- Bandhagens Musikförening - Elyseiska falten 
3- Brockmann // Bargmann - Baldwin Dreamland
4- Vatican Shadow - Luxor Necropolitics
5- Ümit Han - Phoenix
6- Esmark - Husby-klit Bk
7- Pessimist - Spirals

8- Rafael Anton Irisarri - Karma Krama
9- Karen Gwyer - Why Is There a Long Line in Front of the Factory?
10- Anthony Linell - Emerald Fluorescents



28 Ağustos 2017 Pazartesi

RÖPORTAJ ≈ DONNY MCCASLIN: “DAVID BOWIE İLE İLİŞKİLENDİRİLMEK ONURDUR"


28.8.2017

24. Uluslararası İstanbul Caz Festivali’nde beni en çok heyecanlandıran konser, 18 Temmuz akşamı Salon’da gerçekleşecek. “David Bowie’nin David Bowie’si” diye anılan Amerikalı caz saksofoncusu Donny McCaslin, geçen yıl yayımlanan albümü “Beyond Now”ın turnesi kapsamında Türkiye’ye geliyor. 1998 yılından bu yana çok sayıda albüm yayınlayan 50 yaşındaki müzisyen, bu albümü Tim Lefebvre, Mark Guiliana, Jason Lindner, Nate Wood ve David Binney gibi müzik dünyasının usta isimleriyle işbirliği yaparak kaydetti. Bu isimlerden ilk üçü ile birlikte Bowie’nin son kaydı “Blackstar”a da katkıda bulunan McCaslin, o albümden esinlendiğini söylediği “Beyond Now’ı efsane müzisyene adadı. 

Berklee School of Music mezunu olan Donny McCaslin, geleneksel caz müziği içinde kendini geliştirse de, onu çok daha ileri bir aşamaya taşıyan, türler arasındaki sınırları aşan, deneysel seslere meraklı bir müzisyen. Kendisinin okuduğu ortaokulda İngilizce öğretmenliği yapan babası, aynı zamanda bir caz müzisyeniymiş. Bu sayede 12 yaşında babasının grubuna katılıp, lise döneminde kendi grubunu kurmuş ve üç yıl arka arkaya Monterey Caz Festivali’nde çalacak kadar başarı göstermiş. Günümüzde kendi adını taşıyan dörtlüsü ve solo çalışmalarını bir arada yürütüp, çeşitli işbirlikleri yapmayı sürdürüyor. Belki birçok kişi adını Bowie ile çalıştığı zaman duydu ama Donny McCaslin, bugün caz müziğinde doğaçlamanın en yaratıcı isimlerinden birisi. 

Geçen yıl New York’ta canlı dinleme fırsatı bulduğum Donny McCaslin Quartet performansı, öylesine ufuk açıcıydı ki, İstanbul Caz Festivali’ndeki konseri sabırsızlıkla bekliyorum. Bu arada beklerken kendisi ile bir söyleşi yapma olanağı da buldum. Verdiği yanıtların da ortaya koyduğu gibi, çok parlak bir yetenek olsa da, kişilik olarak son derece mütevazı ve kendini sürekli ilerlemeye adamış bir müzisyen McCaslin. Bilgi olarak şunu da yazayım; İstanbul’da bu dörtlü sahnede olacak: Donny McCaslin (saksofon), Jason Lindner (klavye), Nate Wood (davul), Jonathan Maron (bas).

“Doğaçlama benim için katartik bir yol”


Müzikle iç içe bir ortamda büyüdüğünüzü biliyorum. Daha çocukken bu alanda önemli başarılar elde ettiniz. Bugün 50 yaşında hem dünyanın en yaratıcı caz saksofoncularından birisi olarak tanınıyorsunuz, hem de kendi adınızı taşıyan grubunuzun liderliğini başarıyla sürdürüyorsunuz. Dışarıdan bakınca bizim için çok etkileyici bir yolculuk ama sizin için nasıldı? 

Beni annem büyüttü, babamı haftada bir görürdüm. California, Santa Cruz’da bir caz müzisyeni babam. Onunla kaldığım günlerde konserlerinde zaman geçirir, vibrafonunu, Wurlitzer piyanosunu ve kullandığı diğer enstrümanları kurup hazırlardım. Kendi başıma zaman geçirmek için çok küçük olduğum dönemde, grup öğlen 12‘den akşamüstü 5 ya da 6’ya kadar çalıştığı sırada, ben de tüm gün sahnede bir sandalyenin üzerinde otururdum. Yaşım biraz büyüdüğünde, grubun çaldığı alışveriş merkezinde kendi kendime dolaşmaya başlamıştım ama saksofon çalmaya başlayana kadar çoğu zaman sadece onları dinledim. Bir noktada babamın grubuyla çalmaya başladım ve bu sayede çok deneyim kazandım. Daima daha fazlasını öğrenip daha çok şey yapmaya ve ilerlemeye merakım vardı. Doğaçlama yapmak, bana hikayemi müzik aracılığıyla anlatma olanağını tanıdı. Kaotik ve istikrarsız ortamda yaşadığım sırada, genç yaşta yakaladığım bir anlatım şekliydi. Doğaçlama, benim için katartik bir yol ve bunu yapabildiğim için müteşekkir bir şekilde bu yola devam ediyorum. 




Saksofon çalmaya karar vermenizi sağlayan temel neden neydi? Bu enstrümanla ilişkinizi nasıl nitelersiniz?

O sırada 12 yaşında ortaokuldaydım. En iyi arkadaşım öğrencilerden oluşan orkestrada çalıyordu. Onunla beraber olmak için sınıf değiştirmiştim. Babam ne çalmak istediğimi sorunca düşünmeden tenor saksofon dedim. Böyle başladı. Enstrümanımla ilişkim, bir  tür kendini adama ilişkisi. Enstrümanım konusunda özgür hissetmek için aşmak zorunda kaldığım her tür engel, kendimden kaynaklandı; daha çok kendime karşı mücadele ettim. 

Hedef, daima ilerleme kaydetmek 


Geleneksel caz ekolünden gelen bir geçmişiniz var ama onun dışında birçok şey yaptınız. Doğaçlama sayesinde cazda yeni sesler yaratmayı sevdiğiniz açık. “Değişim” sizin müziğiniz için anahtar sözcük olabilir mi? Beste yaptığınızda daima odaklandığınız, müziğinizin olmazsa olmazı nedir?

Çalışmalarımda daima ilerleme kaydetmeye odaklanıyorum ama değişim anahtar sözcük mü emin değilim. Kendimi hep rahat olduğum alandan çıkmaya zorladım. Bu şekilde kendimi zorladığımda farklı seslerle buluştum. Albümlerimin çoğunun prodüktörlüğünü üstlenen David Binney ile bu konuda uzun uzun konuştuk ve sanırım çalışmalarımızda her zaman yer alan ana unsurlardan birisi bu. 




Müzik konusunda akademik bir geçmişiniz var. O nedenle size şunu sormak istiyorum. Brian Eno, “Müzik konusunda az bilgi sahibi olmanın en ilginç yanlarından birisi, bazen şaşırtıcı sonuçlar elde etmeniz. Bu sayede o konuda bilginiz fazla olduğunda varamayacağınız yerlere varabiliyorsunuz,” demişti. Müzik eğitimi ile müzik yazıp icra etmek arasındaki ilişki konusunda sizin görüşünüz ne?

Bence müzik eğitimi müzik yazımını besleyebileceği gibi köstekleyebilir de. Müziği yapanın kimliği ve süreç açısından neyin o kişi için en iyisi olduğu ile ilgili bir durum bu. Benim durumumda eğitim yardımcıydı ama söz konusu eğitim farklı şekillerde gerçekleşti. Bilgilerimin büyük kısmını, diğer müzisyenlere soru sorarak ya da bana ilham veren müzikleri kendi kendime çalışarak edindim. Üniversitede bestecilik üzerine daha derin çalışmayı isterdim ama enstrüman çalmaya o kadar kendimi kaptırmıştım ki ona vakit ayıramadım. 

Birçok sanatçı, belli bir öğrenme sürecinin ardından, kendi özgün dilini öncelikle ilham aldığı diğer sanatçılara öykünerek ve daha iyisini yapmaya çalışarak buluyor. Sizin için bu süreç nasıl gelişti? Bir sanatçı olarak kendi tarzınızı nasıl yarattınız? 

Bu söylediğiniz süreçle genel anlamda hemfikirim. Ben de kesinlikle kendi kahramanlarıma benzemeye çalışarak büyüdüm. Charlie Parker, John Coltrane, Sonny Stitt, Joe Henderson, Sonny Rollins, Michael Brecker, Wayne Shorter, Dave Liebman, Freddie Hubbard ve diğer pek çok isim geliyor aklıma. Mevcut dil ve geleneği içselleştirmek ve bunları kendi özgün dilinizi geliştirirken dengelemek önemli. Ben her ikisini de aynı anda yapmaya çalıştım ama bazen birini geliştirmek için diğerini görmezden geldiğim de oldu. Özgün ve ilginç olduğunu hissettiğim ve bana hitap eden şeyler bulduğumda onları geliştirmek için uğraştım. Bu, ilham nereden gelirse gelsin ona açık olmak ve bu sizi nereye götürürse ona eşlik etmekle ilgili. Yaptığınız her çalışmanın ayrı bir dinamiği var. Ben, genel olarak kendimi müziğe bırakıp, onun beni istediği yere çekmesine izin veririm.



“Özgürlük, bilgi ve deneyime dayalı olarak gelişir”


O zaman şunu sorayım. Yann Tiersen, müzikal anarşiye dair bakış açısını şöyle açıklıyor. “Rastgele kullanabileceğimiz devasa bir ses dünyasında hiçbir kural olmadan yaşayalım. Aynı punk’un yaptığı gibi, tüm bilgilerimizi ve enstrüman çalma yeteneklerimizi unutup sadece içgüdülerimizi kullanalım.” Geleneksel cazdan gelen ama onun ötesinde arayışlar içine giren bir müzisyen olarak sizin buna yaklaşımınız ne?

Bu yaklaşımı takdir ediyorum ama müziğin ilgi çekmeye devam etmesi için bunun bilgiye dayanması gerekli. Bu bilgi, özgür olmak adına isteyerek unutulabilir ve insan kendisini tamamen o anın akışına bırakabilir. Ama o durumda bile hâlâ ne yöne gideceğinize dair sizi besler. Ben özgürlüğün bilgi ve deneyime dayalı olarak geliştiğini düşünüyorum. 

Geçen sene New York’ta, The Jazz Standard’da Donny McCaslin Quartet’i ilk kez canlı dinledim. Bugüne kadar deneyimlediğim en güzel canlı performanslardan biriydi. O konserde Aphex Twin ve David Bowie cover’larınızı da ilk kez duydum. Müthiş bir caz, elektronika ve rock füzyonuydu; müzik türlerini aşan bir kusursuzluk vardı. Bana bu açıdan Radiohead’in “Kid A” albümünü hatırlatmıştı. Elektronik müziğe ilginiz ne zaman başladı? 

Teşekkür ederim! “Perpetual Motion” adlı albümümün turnesi sırasında elektronik müziğe daha fazla ilgi duymaya başladım. Altı yedi yıl öncesine kadar bu alana özel bir ilgim yoktu. O sıradan David Binney, dinlemem için bana bazı parçalar göndermişti. Tim Lefevbre ve Mark Guiliana’ya ne dinlediklerini ve nelerden ilham aldıklarını sormuştum. Bazı elektronik müzik parçalarında duyduğum atmosferik sesler beni etkiliyor. Hayal gücünü tetikleyen bir yanı var ve bu yaratıcılığı besliyor, ilgimi çekiyor. 



Maria Schnedier’ın Bowie’ye McCaslin Önerisi  


David Bowie ile son albümü “Blackstar”da birlikte çalışma şansına sahip oldunuz. Albüm kayıt sürecine dair bazı bilgiler okudum medyada ama sizce bu şansı ne yarattı? Doğru zaman mı, doğru yer mi, doğru insanlar mı, yoksa sadece müziğiniz mi?

David’le olan bağlantımın nasıl ortaya çıktığını soruyorsunuz sanıyorum. Oyuncu Maria Schneider, David’e benimle ve grubumla işbirliği yapmasını önermiş. Ona “Casting Gravity” adlı kaydımı dinletmiş. Ondan sonrasında işler gelişti. Bowie’nin müziği çok farklı etkileri içeriyordu ve biz grup olarak bunu iyi yansıtabildik.

Bu durumda yaptığınız müzik ve doğru insanlar bu şansı yaratmış diyebiliriz. Bazıları size “David Bowie”nin David Bowie’si” diyor. Sizin buna tepkiniz ne?

David ile ilişkilendirilmek bir onurdur. 

Onunla çalışırken, grupla çalışmalarınıza kıyasla, daha fazla deneyim yapma fırsatı elde ettiniz mi?

Pek değil aslında. Biz grupla her zaman keşif ve deneyselliğe çok zaman ayırırız. Ama David’in müziğinin derinliğine dalmak ve onun yazım sürecine bir pencere açmak, gerçekten çok ilham vericiydi.



Grammy Ödüllerine Blackstar Tepkisi  


Yeni albümünüz “Beyond Now”da Bowie’nin “Warszawa” ve “A Small Plot of Land” adlı şarkılarının da cover’ları var. “A Small Plot of Land”, en sevdiğim müzisyenin en sevdiğim şarkısı. Açıkçası onu da cover’layacağınızı duyduğumda biraz endişe duyduğumu belirtmeliyim ama sonuç çok iyi oldu. Bence oldukça cesaretli bir seçim. Çünkü o şarkıda, özellikle Basquitat versiyonunda, Bowie’nin sesi, kusursuz ve görkemli. Sizin versiyonunuzda vokalist Jeff Taylor oldukça güzel yorumladı. Sizin başta endişeniz var mıydı?

Çok teşekkür ederim. Basquitat versiyonu müthiş değil mi! Mike Garson’ın Twitter’da paylaştığı, New York’ta bir konserden alınan kaydı da dinledim. O şarkıda ne yaptığımızı  gördügümden cover konusunda bir endişem olmadı ama çok heyecanlıydım. O şarkının çok farklı yönlere gidebilecek bir yapısı var. David Binney, prodüksiyonda muhteşem bir iş çıkardı ve Jeff harika söyledi. 

Gelecekte yeni cover’lar yapmayı düşünüyor musunuz? Cover’lamak istediğiniz şarkıda ne gibi özellikler arıyorsunuz?

Evet, yeni cover’lar olacak. Yaptığımız müziğe uygun olacağını hissettiğim şarkıları cover için düşünürüm.

Bu yıl Grammy ödüllerinde Bowie’ye verilen “En İyi Rock Performansı Ödülü”nü onun adına siz aldınız. Ama bence “Blackstar” birçok önemli kategoriden dışlanmıştı. Bowie’nin yaşarken hiç Grammy’e değer bulunmaması ve ilk Grammy ödülünün ölümünden sonraki yıl verilmesi sizce de utanılacak bir durum değil mi?

Evet, bence de öyle... Önemli kategorilerde “Blackstar”a nasıl yer verilmediğini, sanatsal bakış açısından hiç anlamıyorum. 


(Bu yazı ilk olarak Red Bull Müzik'te yayınlandı. https://www.redbull.com/tr-tr/donny-mccaslin-roportaji)

(Fotoğraf ve Salon'daki konser videoları bana aittir.)

24 Ağustos 2017 Perşembe

VEGAN LOGIC - BERLİN ATONAL 2017 - 23.8.2017


24.8.2017

Vegan Logic radyo programında bu hafta, Berlin’de geçen hafta gerçekleştirilen Atonal Festivali'nde yer alan isimlerden bir keşif seçkisi dinledik.


1- Robert Aiki Aubrey Lowe - Telassar
2- David Morley - ORF
3- Ulwhednar - Om syndernas förlåtelse 3 
4- Goner - YS-2
5- Pact Infernal - Philosophy
6- Nene Hatun - Double Bind
7- JASSS - Weighless
8- Pyur - Epoch Sinus II
9- Belief Defect - Unnatural Instinct 
10- Swan Meat - Vespers w/ DJ Heroin 




17 Ağustos 2017 Perşembe

VEGAN LOGIC - FOURTH WORLD - 16.8.2017


17.8.2017

Bu haftaki programın başlığı “Fourth World Music” yani 4. Dünya Müziği. Günümüzde 80 yaşında olan Amerikalı besteci ve trompetçi Jon Hassell’ın geliştirdiği estetik yaklaşımı yansıtan şarkılardan oluşan bir seçki.

1- Iona Fortune - White Tigress 
2- Jon Hassell & Brian Eno - Chemistry
3- Jon Hassell - Miracle Steps
4- Andrew Pekler - Feedback TT
5- O Yuki Conjugate - Cloud Cover
6- Visible Cloaks - Valve (Feat Miyako Koda)
7- Sussan Deyhim & Richard Horowitz - Desert Equations
8- Afro Disiak - Tambours d’eau
9- Larry Chernicoff - Woodstock, New York
10- Jorge Reyes - Plight




10 Ağustos 2017 Perşembe

VEGAN LOGIC - KONUK: DERYA BAŞER - 9.8.2017


10.8.2017

Bu hafta Vegan Logic'te sıradışı bir stüdyo konuğumuz vardı. Müzisyen, besteci, ses mühendisi ve vokalist Derya Başer ile canlı yayında hem keyifli bir söyleşi yaptık hem de kendi yapım şirketi aracılığıyla yayınladığı şarkılarını dinledik.

Kendisinin çalışmalarını takip etmek isterseniz kişisel internet sitesi: http://deryabaser.com






Programda çalınan şarkılar:

1- Ne Derler?
2- Kaydet
3-Ne Çok Korku
4- Durma
5- Mr. Zebra (Tori Amos cover)




4 Ağustos 2017 Cuma

VEGAN LOGIC - POST PUNK - 2.8.2017


4.8.2017


1- The Monochrome Set - Eine Symphonie des Grauens
2- The Quinsy - All About Your Price
3- The Quinsy - Breath of Fresh Air
4- Soviet Soviet - Together
5- Eleven Pond - All the Fools Trust Me
6- Eleven Pond - Shimmering White Lights
7- Ludovik Material - All Yours
8- Dead Man’s Dream - Sleeping On Broken Glass
9- Dead Man’s Dream - Frozen Fall
10- Other Side - Contrition
11- Decorum - No Haven 
12- Decorum - Bloom
13- Joy Division - Sound of Music
14- The Chameleons - Here Today

28 Temmuz 2017 Cuma

VEGAN LOGIC - TEMMUZ 2017 EN İYİLER SEÇKİSİ - 26.07.2017


28.07.2017

1- s p c. b t w n & Sycho Gast - Mord De Nuit (intro)
2- Chihei Hatakeyama - Anatolia Mirage
3- Ekin Fil - With the Birds
4- Johnny Jewel  with Glass Candy - Motel 
5- Siavash Amini - Face On the Sand 
6- Damien Dubrovnik - Arrow 3
7- Lapalux - Reverence 
8- Monic - Deep Summer
9- Luxos - Vihreä Ovi


10- Richard H Kirk - Radioactive Water 
11- Nine Inch Nails - This Isn’t the Place
12 - Batur Münevver - Song of Delphi
13- Sqürl - The Dark Rift 


25 Temmuz 2017 Salı

2017 YARI YIL RAPORU - ÖNE ÇIKAN 20 DENEYSEL / AVANGART ALBÜM


25.07.2017

Her yıl olduğu gibi, geriye bakıp yılın bu zamanına kadar yayınlanan albümleri değerlendirdim. 2017‘nin ilk 6 ayı, deneysel / avangart müzik için verimli bir dönemdi; yeni kayıtlarıyla bizi büyüleyen usta isimlerin yanı sıra, bu listeye ilk albümleriyle giren yeni müzisyenler de oldu. Listeyi geçen yılki gibi 20 albümle sınırladım ama elbette burada yer almayan başka iyi kayıtlar var. Buradakiler en çok öne çıkan ve ilk 20’de yer almayı kanımca hak edenler. Bunları kendi içinde bir sıralamaya tabi tutmadım. Belirtilmesi gereken bir diğer nokta da şu; bu listede tekliler ve kısaçalarlar değil, sadece albüm formatındaki kayıtlar yer alıyor. İşte karşınızda Vegan Logic 2017 Deneysel / Avangart Albümler Yarı Yıl Raporu! 


(Bu yazı ilk olarak Red Bull Müzik'te yayınlandı. https://www.redbull.com/tr-tr/2017-nin-en-iyi-deneysel-albumleri-listesi)

IONA FORTUNE - TAO OF I (Optimo Music)

Glasgowlu elektronik müzik prodüktörü ve besteci Iona Fortune’un Optimo Music etiketiyle yayınlanan “Tao of I” adlı albümü, toplam sekiz albümden oluşacak bir serinin ilk kaydı. Prodüktör, bu ilk albümünde Yi Çing ya da Değişimler Kitabı olarak bilinen Çin klasik metinlerinin en eskisi bilgeliğin kitabını tema olarak almış. Geleneksel oryantal sesleri analog synthesizer ile işleyip, sentetik ile organiği iç içe geçiren büyüleyici bir sound var albümde. Analog synthesizer Synthi AKS ile elde edilen sesler, Çin’in kanun benzeri çalgısı guzheng ve özellikle Java ile Bali’de yaygın olarak kullanılan ksilofon benzeri çalgı gamelan gibi Uzakdoğu ve Güneydoğu Asya’ya özgü enstrümanların ilginç sesleri ile elekronik altyapıda buluşmuş. Nedendir bilmiyorum ama geleceğin müziği bu olmalı dedirtiyor bana.



MARIO BATKOVIC - MARIO BATKOVIC (Invada Records)

Bosna kökenli akordiyonist Mario Batkovic, kendi adını verdiği albümle bu yıl iyi bir çıkış yaptı. Aslında Geoff Barrow’’un plak şirketi Invada Records etiketiyle yayınlanan bu albümün yedi parçalık ilk versiyonu, iki yıl önce İsviçre’de bir plak şirketinden çıkmış ama ne yazık ki o albümün yankısı sınırlı olmuş. Toplam dokuz parçanın yer aldığı yeni versiyonda, akordiyonun sınırlarını ve müzik türlerini aşarak onu daha önce kimsenin çalmadığı şekilde çalan Batkovic, virtüözlüğü çok ileri bir boyuta taşıyor. Colin Stetson’ın saksofon ile yaptığını akordiyon ile gerçekleştirdiği şeklindeki görüşe ben de katılıyorum. Geçen yıl Le Guess Who? Festivali’nde canlı dinleme olanağı da bulduğum bu çok yetenekli müzisyeni ıskalamamanızı ısrarla öneririm. 



YAIR ELAZAR GLOTMAN & MATS ERLANDSSON - NEGATIVE CHAMBERS (Miasmah Recordings)

Elektroakustik besteci Mats Erlandsson ile besteci ve kontrbas virtüzöü Yair Elazar Glotman gibi, müziklerinde ıssızlık, kaygı ve tekinsizlik hissi uyandırmakta usta iki ismin işbirliğini büyük bir sabırsızlıkla bekliyordum. Sonunda Miasmah Recordings etiketiyle yayınlanan albüm, yaratıcılık çıtasını tahminimin de ötesinde yükseltti. Sadece enstrümantasyona bakmak bile bu konuda bir fikir verebilir. Arap bası da denilen telli çalgı gimbri, keman, Fas müziğinde yaygın olan metal kastanyet karkaba, minyatür ziller, çello, armonyum, akustik gitar, zither, transistorlu radyo, Tibet çanakları, çeşitli plakalar ve piyano kasaları kullanılarak yapılan müziği yer yer kontrbas yönlendiriyor ama bunu öyle usulca yapıyor ki asla işbirliğine gölge düşürmüyor. Enstrümanların kökenleri ile bağlantısını kopararak kendi hayali dünyaları için son derece ince işlenmiş bir müzik dili yaratmış ikili. Karanlık ambient soundunu sevenler için çok keyif verici, hayranlık uyandıran bir kayıt. 



JACASZEK - KWIATY (Ghostly International)

Elekroakustik müziğin dikkat çeken ismi Jacaszek, “Kwiaty” adlı albümünde edebiyat meraklılarının da ilgisini cezbedecek bir konudan esinlenmiş. Polonyalı müzisyen, şair Robert Herrick’in metafizik şiirlerini toplayan İngilizce bir antolojide yer alan, basit ama saf bir güzelliği yansıtan şiirlerini farklı bir açıdan yorumlamış. Jacaszek, 17. yüzyıldan kalma bu şiirlerin bir yandan ölüm, acı, yalnızlık ve özlem doluyken, bir yandan da umut ve huzur içerdiğini söylüyor. Belki de bu hissi vermenin yetkin bir yöntemi olarak, arka planda elektronik sesler yer alsa da aslında bir vokal albümü çıkmış ortaya. Vokalist Hania Malarowska’nın kusursuz yorumuyla büyüleyici bir evrene sürüklenmek için ideal bir kayıt.



THE BUG VS EARTH - CONCRETE DESERT (Ninja Tune)

The Bug adıyla tanınan Kevin Martin, pek çok türde kendini kanıtlanmış bir prodüktör ve müzisyen. Earth ise, drone metal, enstrümantal rock ve saykedelik rock türünün saygın gruplarından birisi. Earth’ün üyelerinden Dylan Carson, The Bug ile bir araya gelip yılın en çarpıcı kayıtlarından birisine imza attı. Albümü baştan sona dinleyince bu iki büyük ismin, sınırları yok eden, vurucu bir sound için ortak bir deneyim gerçekleştiğine tanık oluyoruz. Ortaya çıkanı sözle tam olarak anlatmak pek olanaklı değil ama müzikal açıdan iki benzer ruhun sarsıcı bir buluşması olduğunu söylemek mümkün. Umarım bu sadece bir başlangıçtır ve devamı gelir. 



RYUICHI SAKAMOTO - ASYNC (Milan Music)

“Async”, efsanevi besteci Ryuichi Sakamoto’nun var olmayan bir Tarkovsky filmi için kaydettiği bir albüm. Sakamoto, geniş ölçüde alan kayıtlarını kullanırken, günlük objelerden, müzelerdeki eserlerden ve doğadan aldığı ilhamla eşsiz güzellikte bir atmosfere götürüyor dinleyiciyi. Albümün genel atmosferi sakin ama sanki insanı bulutlar üzerinde gezdiren bir modern klasik/ambinet havanın hakim olduğu parçaların yanı sıra, “disintegration” ve “ZURE” gibi gizemi yoğunlaştıranlar ve yaylıların kaosuyla gerilimi yükselten ‘async” gibi parçalar da var. Tarkovsy filmlerine uygun minimalist bir karakterde seyreden albüm, olayları müthiş bir içtenlikle müziğine yansıtan Sakamoto’nun devasa diskografisinde önemli bir yer tutacak. 



ARCA - ARCA (XL Recordings)

Venezüellalı elektronik müzik prodüktörü Arca’nın kendi adını taşıyan üçüncü solo albümünde, önceki kayıtlarındaki soyut enstrümantal müzikten farklı bir sound var. Bu defa, Björk’ün de etkisiyle, ilk kez kendi vokalini kullanmış Arca ve bunu İspanyol geleneksel folk müzik vokal tarzı ile yaptığı için sesi etkileyici bir saflık yansıtıyor. Cinsel kimliğine dair doğrudan referanslarıyla Arca’nın bugüne kadar yaptığı en heyecan verici kayıt. 



COLIN STETSON - ALL THIS I DO FOR GLORY (52Hz)

Saksofon ustası Colin Stetson, yeni harikası “All This I Do For Glory” ile bir kez daha şapka çıkarttırıyor. Modern klasik, ambient ve caz füzyonun deneysel seslerini kullanarak geliştirdiği virtüözitesine, bu kez prodüksiyonun her aşamasındaki ustalığını da eklemiş yetenekli müzisyen. Yer yer kendi sesini de manipüle ederek, akustik gerçeklik ile elektronik tasarım arasındaki sınırları şaşırtıcı şekilde belirsizleştirmiş.



PENELOPE TRAPPES - PENELOPE ONE (Optimo Music)

Deneysel elektronik müzik projeleri Locke ve Priscilla Sharp ile tanınan, elektronik ikili The Golden Filter’ın üyesi Penelope Trappes’ın ilk solo albümünde karşı durulamayacak bir gotik çekicilik var. Distopik bir dünyada anne olmak ve kadın bir sanatçı olarak akıntıya karşı yüzmek üzerine endişeli sözler yazıp Londra’nın doğusunda kiraladığı bir dairede kayıtlar yapmış İngiliz müzisyen. This Mortal Coil, Scott Walker gibi bir sanatçı olarak beklentilerin dışında kalıp özgürlüğü ararken, sadece piyanosunu çalıp efektleri kullanarak çok içten ve duygusal şarkılar yaratmış. Fısıldarcasına söylediği sözler, piyanonun gotik ve dramatik tınılarıyla buluşunca David Lynch filmlerinde kullanılabilecek enfes bir albüm çıkmış ortaya.



BRIAN ENO - REFLECTION (Warp)

Ambient türünün yaratıcısı Brian Eno, 2017‘nin ilk gününde yayınladığı “Reflection” ile belki de dünyaya gizli bir mesaj verdi. 54 dakikalık kesintisiz bir kayıttan oluşan albüm, içinde yaşadığımız kaotik gezegende dinleyeceğiniz en huzurlu müzik olabilir. Eno, bu albüm için müzisyen ve yazılım tasarımcısı Peter Chilvers ile çalışarak, müzikal algoritmalar aracılığıyla günün farklı saatlerinde farklı tonlara ve hızlara evrilen bir uygulama tasarladı. Müzik, bu uygulama sayesinde, Eno’nun “generative music” adını verdiği yöntemle kurgulandı; bu sayede Eno tarafından yazılıma yüklenen temel elementler ve parametreler, bir dizi algoritma tarafından sonsuza kadar sürdürülebilecek şekilde kullanılabiliyor. Ambient müzikteki amacının, sonsuza dek sürecek müzik yapmak olduğunu söyleyen Eno, albümün yaratıldığı App projesiyle bu isteğini başarmış görünüyor. Dinleyeni meditasyona yönelten atmosferiyle dünyada yaşanan kargaşanın tam tersi bir ruhu yansıtan “Reflection”ı bir nehir kenarında saatlerce oturmak gibi sıkıcı bulan olabilir ama akan aynı nehir olsa da sürekli değişim içinde bir nehir var karşımızda. O akıntının içindeki ayrıntıları yakalamak için de tamamen dikkati nehre vermek gerekiyor. 



WILLIAM BASINSKI - A SHADOW IN TIME (Temporary Residence Limited)

Birisi albümle aynı adı taşıyan, diğeri “For David Robert Jones” adlı iki uzun parçadan oluşan albüm, Basinski’nin besteciliğinin zirveye ulaştığı en iyi kayıtlarından birisi. Farklı dönemlerde kaydedilen iki parçadan birincisi, kendi içinde değişik ruh hallerini çağrıştıran inişli çıkışlı bir yapıya sahip, eski bir synthesizer ile yapılmış çok katmanlı bir ambient drone kayıt. David Bowie’nin anısına adanan 20 dakikalık saygı duruşu niteliğindeki ikincisi ise, eski kasetçalar ve analog kaset loop’ları ile kurgulanmış. Bu parça, Bowie’nin özellikle “Low” albümünün cevherlerinden “Subterraneans”da çaldığı saksofonu anımsatan kısmıyla, ağırbaşlı hüznün en güzel örneğini veriyor.



GNOD - JUST SAY NO TO THE PSYCHO RIGHT-WING CAPITALIST FASCIST INDUSTRIAL DEATH MACHINE (Rocket Recordings)

Krautdrone grubu Gnod’un adı gibi kendisi de fantastik albümü, yılın en güzel sürprizlerinden birisiydi. Çünkü “sapık sağcı kapitalist faşist endüstriyel ölüm makinesine hayır de” mesajını vererek, tam da yaşadığımız döneme uygun olarak dünyada pek çok insanın olan bitene karşı hislerine tercüman oldu. Gnod’un tüm enerjisini gitar ve davuldan çıkan seslerle müthiş bir dinamizm ile ortaya koyduğu albüm, zamanlaması ve ruhu ile dönemi en iyi yansıtan kayıt olarak tarihe geçti kanımca. 



MAX RICHTER - THREE WORLDS: MUSIC FROM WOOL WORKS (Deutsche Grammophon) 

Modern klasik müziğin günümüzde önde gelen bestecilerinden Max Richter, geçen yıl büyük beğeniyle karşılanan “Sleep” albümünden sonra, bu kez Wayne McGregor’un ödüllü Royal Ballet prodüksiyonu Woolf Works’e yaptığı müzikleri yayınladı. “Three Worlds: Music From Woolf Works”, adından da anlaşılacağı üzere, ünlü yazar Virginia Woolf’dan esinlenen bir kayıt. Max Richter’in öykü anlatıcılığına yeni bir boyut katan albüm, Virginia Woolf’ün bilinen tek ses kaydına da yer veriyor. BBC’nin “Words Fail Me” adlı programındaki ses kaydı ile açılan albümün sonunda ise, okyanus dalgalarının çıkardığı sesler arasında oyuncu Gillian Anderson ünlü yazarın intihar notunu okuyor. Hem edebiyat hem de klasik müzik sevenlerin kaçırmaması gereken bu albümde, bazı parçaları şef Robert Ziegler yönetiminde Babelsberg Alman Film Orkestrası yorumlamış. 



LEANDRO FRESCO & RAFAEL ANTON IRISARRI - LA EQUIDISTANCIA (A Strangely Isolated Place)

Ambient müziğin iki yetenekli prodüktörü Leandro Fresco ve Rafael Anton Irisarri’nin işbirliği yaptığı “La Equidistancia”, yaşadıkları yerler arasında binlerce kilometre olsa da, A Strangely Isolated Place adlı bağımsız plak şirketinin aracılığıyla buluştu. Teknolojinin yardımıyla, Fresco’nun sıcak melodileri, Irisarri’nin dokunaklı ses deformasyonları sayesinde yarattığı puslu sound ile çok iyi örtüşmüş. Sanırım bunun sırrı, her ikisinin de yaptıkları müziğin, gizlenen ya da bastırılan duyguları yalın bir dürüstlükle sergilemesi. 



COLOGNE TAPE - WELT (Magazine)

Aralarında Magazine plak şirketinin kurucuları Barnt, Crato ve Jens-Uwe Beyer, Ada, The Field olarak tanınan Axel Willner, Battles’dan John Steiner, Jörg Burger, Mario Katz ve Philip Janzen’in bulunduğu Cologne Tape’in yeni kaydı “Welt 4”, yılın ilk yarısında heyecan dozunu yükselten kayıtlardan biri oldu. Bu süper grup, ilk kayıtlarından yedi yıl sonra, ellerinde önceden kararlaştırılmış herhangi bir taslak olmadan kendileri için konser vermek amacıyla stüdyoya girmiş ve sonuçta krautrock, enstrümantal rock, ambient, kraut-techno gibi birçok etkiyi barındıran şahane bir deneysel albüm çıkmış ortaya. Albümü dinlerken hissettiğiniz tahmin edilemezlik, keşke o stüdyoda olup, bulduğum herhangi bir aletle ben de ses çıkartarak müziğe katılabilseydim diye düşündürüyor!



ANDREA BELFI - ORE (Float)

İtalyan elektroakustik besteci ve müzisyen Andrea Belfi, elektronik bir manipülasyona uğratılmış perküsyon ve ritim odaklı enfes bir albüm yayınladı. İnternette müzik hakkında yapılan bir yorumda Cologne Tape’in Nils Frahm’ın şefliğinde çaldığını düşünün, bu size ancak bir parça fikir verebilir denmiş. Bu tanımla belki ritim ve perküsyonun albüm boyunca geçirdiği dönüşüm ve aldığı cesur manevraların bir kısmı hayal edilebilir ama bence bu ifade bile yeterli olmayabilir. Perküsyonu merkeze koyarak, ritmi elektronik dokular ve çeşitli seslerle birleştiren, olağanüstü hipnotik bir sonik deneyim olmuş Ore. 



JLIN - BLACK ORIGAMI (Planet Mu)

1980‘lerde Chicago’da house müzik ve sokak dansına bağlı olarak gelişen bir alt türü günümüze uyarlayan Jlin’in “Dark Energy” adlı albümü, 2015‘te müzik dünyasında oldukça beğeni almıştı ama ne o albüm ne de Moogfest’te izlediğim canlı performansı bana hitap etmişti. Ancak Indianalı elektronik müzik prodüktörü, ikinci albümünde Hint dansçı Avril Stormy Unger, William Basinski, Holy Herndon’un katkıları ve Dope Saint Jude ile Wawkes’ın vokalleriyle dans müziğini farklı bir rotaya sokmuş. Dinledikçe içinde yenilikler bulduğum için ilgiyle dinliyorum.



LAWRENCE ENGLISH - CRUEL OPTIMISM (Room40)

Avustralya ses sanatının en yaratıcı isimlerinden, besteci ve küratör Lawrence English, yeni albümü “Cruel Optimism”de yine derin bir konsept geliştirmiş. Bir önceki kaydı “Wilderness of Mirrors”daki gibi yaşadığımız dünyadaki korkuya odaklanmış; politik atmosferde faşizmin de yükseldiği günlerin hissiyatını yansıtırken; gücün insana dair iki özelliği, tutku ve kırılganlığı nasıl yaratıp geliştirdiğine kafa yormuş. Albümün adı “Cruel Optimism” de Amerikalı akademisyen Lauren Berlant’ın aynı adlı eserinden alınmış. Bu albümde ambient drone’ların yarattığı karmaşık besteler, asla bir arka plan müziği değil; oturup ciddi bir şekilde dinleme eylemi gerektiriyor.



DALE COOPER QUARTET  - THE DICTAPHONES - ASTRILD ASTRILD (Denovali Records)

Fransız dark jazz kolektifi Dale Cooper Quartet & The Dictaphones, dördüncü albümü “Astrild Astrild”de grubun kurulduğu günden bu yana özelliği haline gelen sounda yeni boyutlar kazandırmış. Yedi parçadan oluşan albümde drone ses manzaraları, derin saksofon sesleriyle birleşirken; bu kez canlı gitar, bas, klavye ve piyano kayıtları daha sık devreye giriyor ve böylece ambient dokular daha görkemli bir nitelik kazanıyor. 2011 albümleri “Metamanoir”dan beri vokal kullanan grup, bu albümde Ronan MacErlaine, Gaëlle Kerrien ve Zalie Bellacicco’nun seslerine ürpertici karakterler olarak yer vermiş. 50‘lerin şarkıcılarını hatırlatan vokaller, gürültülü gitarlar, atmosferik elekronik sound ve hipnotik caz, göz alıcı siyah bir dokuyu bir kez daha ustalıkla örüyor bu albümde.



DEMEN - NEKTYR (Kranky Records)

Doom pop ya da dream doom; adına ne derseniz deyin, İsveçli müzisyen Irma Orm’un Demen adıyla yayınladığı ilk albümü “Nektyr”, farklı bir dünyaya ait olacak kadar esrarengiz. Kranky Records’ın müziği anlatmak için “sihirli gotik kuğu şarkıları” demesi boşuna değil tabii; Demen’in müziği, insanı hipnotize edip kendinden geçirebilecek Lynchvari bir korkuyu, gerçeküstü romantik bir atmosferi ve ürkütücü masalsı tınıları aynı anda yaratma başarısını gösteriyor. Bu dumanlı gotik atmosferi, özellikle Cocteau Twins, Grouper ve Tropic of Cancer sevenlerin dikkatine sunmak isterim. 



20 Temmuz 2017 Perşembe

VEGAN LOGIC - 2017 YARI YIL RAPORU 2 - 19.7.2017


20.7.2017

YILIN İLK 6 AYINDA ÖNE ÇIKAN DENEYSEL / AVANGART ALBÜMLER - 2


1- Demen - Mea [Nektyr]
2- Max Richter - XIII. Orlando - Genesis of Poetry [Three Worlds: Music From Woolf Works]
3- Cologne Tape - Welt 2 [Welt]
4- Ryuichi Sakamoto - solari [async]
5- The Bug vs. Earth - Hell A [Concrete Desert]


6- Leandro Fresco & Rafael Anton Irisarri - Un Horizonte En Llamas [La Equidistancia]
7- Anrdea Belfi - Syncline [Ore]
8- Lawrence English - Negative Drone [Cruel Optimism]
9- Gnod - People [Just Say No To The Psycho Right-Wing Capitalist Fascist Industrial Death Machine]



19 Temmuz 2017 Çarşamba

VİDEO: DONNY MCCASLIN @ İSTANBUL CAZ FESTİVALİ


19.7.2017

David Bowie'nin son albümü "Blackstar"da işbirliği yaptığı caz saksofoncusu Donny McCaslin ve ekibi dün akşam 24. Uluslararası İstanbul Caz Festivali kapsamında Salon'da bir konser verdi. Müzisyenin geçen yıl yayınlanan ve Bowie'ye adadığı "Beyond Now" adlı albümünün turnesi kapsamında gerçekleşen konserde, kendisine davulda Nate Wood, klavyede Jason Lindner ve bas gitarda Jonathan Mass eşlik etti. 1.5 saat süren konserde McCaslin'in bestelerinin yanı sıra, Bowie ve Deadmau5 coverlarını da çalan ekip, muhteşem bir performans sergiledi.

Donny McCaslin'in adeta sesleri eğip büktüğü solo saksofon performansı ve Jason Lindner'in çılgın ses oyunlarını gösteren iki videoyu paylaşıyorum. Bu arada Donny McCaslin ile konserden önce yaptığım röportajı okumak isteyen olursa, şu bağlantıyı ziyaret edebilir. https://www.redbull.com/tr-tr/donny-mccaslin-roportaji




(Fotoğraf ve videolar tarafımca çekilmiştir.)

13 Temmuz 2017 Perşembe

VEGAN LOGIC - 2017 YARI YIL DENEYSEL ALBÜMLER 1 -12.7.2017


13.07.2017


Bu haftadan başlayarak iki hafta boyunca, 2017‘nin ilk 6 ayında yayınlanan deneysel / avangart albümler arasında en beğendiğim 20 albümden oluşan listeyi radyoda da paylaşacağım. Dün Açık Radyo'da canlı yayınlanan programda, listedeki 10 albüme yer verdim. Devamı haftaya!



1- Yair Elazar Glotman & Mats Erlandsson - Format and Formalize Desire [Negative Chambers]
2- Iona Fortune - Zhun [Tao of I]
3- Mario Batkovic - Eloquens [Mario Batkovic]
4- Arca - Reverie [Arca]
5- Jacaszek - To Perenna [Kwiaty]
6- Penelope Trappes - Low [Penelope One]
7- Jlin - Black Origami [Black Origami]
8- Colin Stetson - Spindrift [All This I Do For Glory]
9- Dale Cooper Quartet & The Dictaphones - Tua Oriel Courvite Isabelle [Astrild Astrild]
10- Brian Eno - Reflection (Excerpt) [Reflection]



6 Temmuz 2017 Perşembe

VEGAN LOGIC - 2017 REMİKS SEÇKİSİ - 5.7.2017


6.7.2017

1- Christopler Willits - Clear (Boreta Remix)
2- Pye Corner Audio - Morning (Silent Servant Remix)
3- These Hidden Hands - The Telepath feat. Julia Kotowski (Hypoxia Remix)
4- Ocoeur - Timeless (The Green Kingdom Remix)
5- Pantha Du Prince - Frau Im Mond, Sterne Laufen (Alva Noto Remix)
6- Erik Luebs - Red C (Vessels Remix)
7- Alejandro Mosso - Isolation Diaries (Burnt Friedman Remix)
8- Robot Koch, Savannah Jo Lack - Eta Aquarid (Alex Banks Remix)
9- Suuns - Trasnslate (Dark Sky Pressure Remix)



29 Haziran 2017 Perşembe

VEGAN LOGIC - HAZİRAN 2017 EN İYİ KAYITLAR SEÇKİSİ - 28.6.2017


29.6.2017

1- Penelope Trappes - Puppets
2- Yair Elazar Glotman & Mats Erlandsson - Turn Roots In Iodine
3- Cevdet Erek - Flow 2
4- LCC - Ka
5- Murcof & Vanessa Wagner - Metamorphosis 4
6- Laurel Halo -Nicht Ohne Risiko
7- Orson Hentschel - Fade In, Fade Out
8- Algiers - Plague Years
9- Ancient Methods - It Won’t Take Me (feat. Tropic of Cancer)
10- Dale Cooper Quartet & The Dictaphones - Pemp Ajour Imposte


22 Haziran 2017 Perşembe

VEGAN LOGIC - GÜNEY AFRİKA'DAN YERALTI DENEYSEL MÜZİK - 21.6.2017


22.6.2017

1- Inge Beckmann - Korreltjie Sand
2- Braam du Toit - Betesda 
3- asqus - Long Cold Days 
4- Healer Oran - A Certain Air
5- Felix Laband - Bluette
6- Mr Sakitumi - No More Sorrow
7- Card On Spokes - As We Surface (ft. Shaba Hutchings)
8- Fifi the RaiBlaster - BlackMatter
9- Hlasko - Hope You Come
10- Ophiuchi - Heliopause 
11- As is - #2 



15 Haziran 2017 Perşembe

VEGAN LOGIC - POLONYA DENEYSEL YERALTI MÜZİK SAHNESİ - 14.6.2017


15.06.2017

1- Jacek Sienkiewicz - untitled pcz
2- Pin Park - Log Lady
3- Resina - Nightjar 
4- New Rome - Medusa
5- Lutto Lento - My Number One High 
6- The Phantom - Midnight Lover 1
7- Jacaszek - Love
8- Zamilska - We need something more
9- AU79 - A2 
10- RSS B0YS - 0MG
11- K - B1
12- Kapital - Live On! 





8 Haziran 2017 Perşembe

VEGAN LOGIC - İRAN DENEYSEL YERALTI SAHNESİ - 7.6.2017


8.6.2017

1- Barfak - Water Reflection
2- Umchunga - Turbulence I
3- Poo Yar - Burried Alive
4- Bicolor - Them Crown 
5- Elemaun - miv
6- Idlefon - After the Quake
7- Xerxes the Dark - Xtraterrestrial
8- Ostanes - Hemelvaart
9- Tehransmission - Leaving the Planet


MASSIVE ATTACK'İN EN İYİ 10 ŞARKISI


6.7.2017

Nisan ayında Paslanmaz Kalem blogunun önerisiyle Massive Attack'in en iyi 10 şarkısının belirlendiği jüride ben de yer aldım. Şarkılardan ikisi hakkındaki yorumlarımı burada paylaşıp tüm liste için ilgili bağlantıyı veriyorum.

http://www.paslanmazkalem.com/massive-attack-en-iyi-10-sarki

ANGEL 

Massive Attack gibi tüm albümlerini çok severek dinlediğiniz bir grubun en iyi ilk 10 şarkısını sıralamanız istendiğinde, şarkıları ezbere bilseniz de, bunu hemen o anda yapamıyorsunuz. Ben de haksızlığa neden olmamak için, o ezbere bildiğim şarkıları günlerce tekrar tekrar dinleyerek listemi oluşturdum. Ama işin daha en başında ilk dört şarkının yeri belliydi. Massive Attack’in birçok şarkısına göre daha basit bir yapıya sahip olan “Angel”ın neden listemde bir numarada yer aldığını soracak olursanız, şarkının insan üzerindeki ani etkisi derim. Güçlü bas riffleriyle başlayan şarkı, yaklaşık 1 dakika içinde dinleyeni adeta hipnotize ediyor ve hemen sonrasında devreye giren dingin vokal ile öylesine bir tezat yaratıyor ki, bu beklenmeyen etki dahice. İlginç olan şu ki, Horace Andy’nin pürüzsüz sesi yerine bariton bir ses kullanılsa aynı sarsıntıyı yaratmazdı. Çünkü şarkıda var olan drama hissi, Horace Andy’nin sesinden dinleyicilere son derece etkin bir biçimde geçiyor. Ne demek istediğimi “Angel”ı konserde canlı dinleyenler çok daha iyi anlar. Albümde şarkının süresi 6’ 21” ama konserde daha uzun bir versiyonu çalınır, hatta çoğu konserin de açılış şarkısıdır. Belli ki daha ilk başta dinleyici üzerinde bu elektriklenmeyi yaratacağını iyi biliyor grup. 

Mezzanine albümündeki birçok şarkı gibi ikili ilişkiler hakkındadır “Angel”; erkek kadını gökten inen bir melek gibi görür ama kadın her baktığı erkeği gözleriyle etkisiz duruma getirir. Sadece bunu söyleyip, “Sen benim meleğimsin” der şarkı. Sözlerin bu kadar yalın olmasının da bir nedeni var. Aslında The Clash’in “Straight to Hell” adlı şarkısının bir cover’ı olarak, Sex Gang Children’dan da sample içerecek şekilde planlanan şarkıyı, “hell” kelimesi geçtiği için dindar bir insan olan Horace Andy söylemek istememiş. Son dakikada ortaya çıkan bu sorunu gidermek için, önceden hazırlanan şarkı toplam dört saat içinde büyük ölçüde değiştirilerek yeni melodi yazılmış, tempo yavaşlatılmış, Sex Gang Childden sample’ı çıkarılmış ve Horace Andy’nin 1973 tarihli “You Are My Angel” adlı şarkısının sözleriyle kaydedilmiş. 70‘lerin funk grubu The Incredible Bongo Band’in “Last Bongo in Belgium” adlı şarkısından da bir sample kullanılmış. Sonuçta Horace Andy için yeni bir şarkı yapılması gerekmiş. Önceki halini bilmiyoruz ama bence “Mezzanine”de duyduğumuz, Massive Attack’in “Blue Lines” ve “Protection” dönemini hatırlatan kusursuz bir kayıt. 




UNFINISHED SYMPATHY

Massive Attack denince herhalde akla ilk gelen birkaç şarkıdan birisi budur. Belki de grubun üç üyesi Robert Del Naja (3D), Grant “Daddy G” Marshall, Andrew “Mushroom” Vowles ile birlikte, vokalist Shara Nelson ve prodüktör Jonathan “Jonny Dollar” Sharp’ın katkılarıyla ortak yazılan bir şarkı olduğundan, çok boyutlu bir yapısı var. Vokal ve perküsyon sample’larının yanı sıra, Jonny Dollar’ın synthesizer ile programladığı yaylılara ek olarak, prodüktör ve aranjör Wil Malone’un 40 kişilik yaylı grubuyla yaptığı düzenlemeleri içeriyor.

Şarkının yazılma öyküsü de oldukça ilginç. Shara Nelson’un aklına gelen bir melodiyi kendi kendine mırıldandığını duyan Jonny Dollar, bunu hemen stüdyoda bir gece seasında sadece klavye, drum machine ve vokal ile kayda geçirmiş; sonrasında grup üyelerinin her biri kendi katkısını yapınca bu unutulmaz şarkı ortaya çıkmış. Şarkı boyunca kullanılan “Hey, hey, hey” şeklindeki vokal, Mahavishnu Orchestra’nın “Planetary Citizen” adlı şarkısından alınmış bir sample. Hatta Massive Attack bunun için izin almadığından John McLaughlin ile aralarında sorun yaşanmıştı. Bunun dışında Era’nın “Flowers of the Sea” adlı şarkısından da sample kullanılmış. 

Mushroom’un scratching yeteneklerinin de öne çıktığı şarkı, öylesine sürükleyici ki ilk duyduğunuzda aklınıza çıkmayacak şekilde nakşediyor kendini. Konserlerde bis sırasında çalınan bu Massive Attack klasiğini grupla turneye çıkmadığından Shara Nelson yerine Deborah Miller seslendiriyor çoğunlukla. Albüm versiyonunun yeri benim için ayrı ama “Gece olmadan gündüzü yaşarsın? Sen açtığım bir kitap gibisin. Bilmem gereken çok şey var. Aklı olmayan bir ruh gibi. Kalpsiz bir beden gibi. Her şeyini özlüyorum,” sözlerini ne zaman duysam yine içinde dram ve tutku olan bir Massive Attack şarkısına teslim oluyorum.

Bu teklinin yayınlanması ise, müzik tarihine geçen bir olaya neden olmuştu. Körfez Savaşı sırasındaki ortam nedeniyle plak şirketi, şarkının radyoda çalınmasının engellenmemesi için grubun isminden “Attack” kelimesinin çıkarılmasını önermişti. Çünkü medyaya göre “Massive Attack” adı vatanperverliğe ters bulunmuştu. 

Yaylı düzenlemelerine atıf yapacak şekilde şarkının ismini Schubert’in “Unfinished Symphony” adlı eserinden esinlenerek koyulması da çok yerinde bir karar. 3D, aslında bunu bir şaka olarak önerdiğini söylese de temelde sıradan bir tesadüften ibaret olduğunu düşünmüyorum. Hani her şakanın altında bir gerçek yatar denir ya; bu duruma tam uyan bir söz kanımca. Çünkü trip-hop’un bitmeyen senfonisi bu olabilir. Albüm versiyonunu ya da konserde canlı olarak dinlemek fark etmiyor; hiç bitmesin istediğim için tüm gün sadece onu dinleyebileceğim, bağımlılık yaratan bir senfoni gibi bu şarkı. 



1 Haziran 2017 Perşembe

VEGAN LOGIC - MAYIS 2017 EN İYİ KAYITLAR SEÇKİSİ - 31.5.2017


1.6.2017

1- Jlin - Calcination 
2- Felicia Atkinson - I’m Following You
3- Rer Repeter - Learning the Ropes
4- Andrea Belfi - Lead
5- Tomaga - Greetings from the Bitter End
6- Iona Fortune - Shi
7- Colin Stetson - In the Clinches 
8- SUMS - Nomads
9- Bola - Pelomen Vapour 2
10- Demen - Flor
11- Kaosmos - Dark Matter 







25 Mayıs 2017 Perşembe

VEGAN LOGIC - RUSYA'DAN GÜNCEL DENEYSEL / ALTERNATİF MÜZİK - 24.5.2017


25.5.2017

1- Пайпер Спрэй (Piper Spray) - И это тоже удалят
2- Утро (Utro) - Сад 
3- Bergen Kremer - Groza
4- Artificial Waves - From Blur to Sharp
5- Pensees - Karine
6- Lucidvox - Видение
7- Sobranie 8 18 - Laugh is Just a Curtain
8- Tikhie Kamni - Rukava 
9- Lovozero - Salta
10- Dasha Rush - Sleep Ballade
11- Vtgnike - Rewind Ioseliani
12- Nocow - No Vacancy (feat. Lapti)
13- Bimbotronic - Empty Space
14- Ishome - Nothing







19 Mayıs 2017 Cuma

RESONATE: ARTISI VE EKSİSİYLE BELGRAD'IN DENEYSEL YÜZÜ


19.5.2017

19-22 Nisan tarihleri arasında Belgrad’da gerçekleşen Resonate Festivali, önceden tahmin edilebilen performansların yanı sıra, bazı olumlu sürprizleri ve hayal kırıklıklarını bir arada toplayan farklı bir deneyimdi. Berlin Atonal’den sonra kapalı mekanlarda sigara içilen ikinci bir festivali daha yaşamış oldum. Sanırım festivale katılan herkes, epeyce zehir soludu. 

Festival yönetiminin verdiği bilgiye göre, bu yıl altıncısı düzenlenen etkinliği yaklaşık 3000 kişi izledi; bunların % 70’i çeşitli ülkelerden, % 30’u Sırbistan nüfusuna mensup. Bu oranların, Resonate’in de aralarında olduğu Avrupa’daki sekiz büyük festivalin (c/o pop Festival & Convention, Elevate, Insomnia, Nuits Sonores, Reworks, Sónar, TodaysArt) bir araya gelerek oluşturduğu “We Are Europe” işbirliğinin ruhuna uygun bir kitleyi yansıttığını söylemek mümkün. 

Uluslararası kültürel değişim için Avrupa’nın sınırlarını aşmayı hedefleyen bu festivaller, odaklandıkları temalar ve sound açısından benzerlikler gösteriyor. Ancak her biri, kendine özel bir yaklaşımla oluşturuyor programı. Resonate’in basılı programına bakar bakmaz, gündüz kuşağındaki konferansların ağırlıklı olduğu dikkati çekiyor. Zaten sayısal veriler de bunu destekliyor. Toplam 55 konuşmacının yer aldığı festivale, 30 müzisyen katıldı ve 11 atölye gerçekleştirildi. 

Gündüz konferans ve atölye, akşam müzik


Müzik ve konferans olarak ikiye ayrılan programda gündüzleri görsel sanatlar, teknoloji, dijital kültür ve bunların müzikle ilişkileri hakkında bilgi alınabilecek konuşmalar ve atölye çalışmaları yapıldı. Gece programı ise, tamamen müzik etkinliklerine ayrılmıştı. Konferans ve atölyeler, Kinoteka adı verilen Yugoslav Film Arşivi’nin festival için çok uygun bir mekan olan göz alıcı binasında yapılırken, konserler için Belgrad Gençlik Merkezi (Dom omladine Beograde) ve gece kulübü Club Drugsotre olmak üzere iki temel mekan vardı. Kinoteka’da ilk iki gün bilmediğimiz bir nedenle havalandırma açılmadığından tıkabasa dolan salonda havasızlık had safhaya ulaştı ama son iki gün bu sorun giderildi. Konser mekanlarından Club Drugsotre’un kulüp ortamı ise, belki gecenin içine dalıp kendinden geçmek isteyenler için idealdi ama orada çalınan bazı müziklerin karakterine hiç uymadığı için ve gelenlerin çoğu müzik dinlemeye odaklı olmadığından yanlış bir seçimdi. 

“Art and Digital” başlığı altında toplanan ilk iki günkü konuşma ve panellerin benim açımdan biraz fazla teknik kaçtığını belirtmem gerek. Her biri kendi alanında uzman kişilerin verdiği konferanslar, üniversite öğrencileri ve Sırbistan dışından gelen sektör çalışanları tarafından ilgi gördü. Ama bence sanal gerçeklik, yapay zeka, kodlama gibi alanlara meraklı olsanız bile, konuşmacıların sanki üniversitede akademik ders veriyormuşcasına teknik kalan konuşmaları, genel izleyiciyi uzaklaştıracak nitelikteydi. 

Son iki gün “Müzik”, “Müzik ve Dijital” başlıkları altında gerçekleşen konferanslar, kanımca daha ilginçti. Stephen O’Malley ve Mykki Blanco’nun konferansları gibi heyecanla beklenen bazı etkinliklerin son anda iptali ise kötü bir sürpriz oldu. Stephen O’Malley’in uçağının geciktiği söylendi. Mykki Blanco ise, bir gece önce ekibinde kavgaya karışan DJ’ye yardım ettiği için göz altına alınmış. Üçüncü gün Belgrad’ın ünlü tekne şeklindeki diskosu Boat Sloboda’da yapılacak etkinlikler de havanın soğuk olması nedeniyle iptal edildi. 



Tresor’un kurucusundan Yeraltı Kültürü Canlandırma Dersi 


Yine de Resonate’de gündüzleri de kaçırılmayacak etkinlikler de vardı. Berlin’in efsane tekno kulübü Tresor’un ve Berlin Atonal festivalinin kurucusu Dimitri Hegemann’ın unutulan mekanların gücü, Detroit ile Berlin’de yeraltı kültürünü canlandırma deneyimlerine dair anılarını dinlemek bir kazançtı. Besteci, prodüktör, şair, feminist ve aktivist AGF’nin Hailuoto adasında doğada ve çocuklarla yaptığı elektronik müzik kayıtlarının ve baskı altına alınan kadınların sesini duyurmak amacıyla yaptığı feminist çalışmaların ayrıntılarını öğrenmek çok keyifliydi. 

Festival kapsamında ayrıca, Red Bull Music Academy’nin sponsor olduğu Crackmusic Demoparty adı altında bir etkinlik de gerçekleşti. Müzikseverler ile modüler syhth meraklılarını, IDM prodüktörlerini, profesyonelleri ve amatörleri buluşturan bu parti, herkese yönelik bir müzik üretim etkinliğiydi. Öğlen saat 12:00’da başlayan etkinliğe katılanlar setkiz saat boyunca çalışarak bilgisayarlarıyla birer parça yarattı. KC Grad adlı mekanın üst katında bu faaliyet devam ederken, alt katta “Alternative Futures: Istanbul Talks” adlı bir panel de yapıldı. Türkiye’den Alican Okan, Ebru Yetişkin, Gizem Renklidağ, Pınar Akkurt, Candaş Şişman, Nerdworking ve Cihan Çankaya’nın katıldığı panelde konuşmacılar, görsel ve dijital sanat alanında yaptıkları çalışmaları Türkiye’den örneklerle anlattılar.


Lawrence Lek’in büyüleyici filmi “Geomancer


Benim için gündüz kuşağında kayda değer olan etkinliklerden birisini Lawrence Lek gerçekleştirdi. Multimedia sanatçısı Lek’in gerçek ile sanal olanı buluşturarak algılarımızı etkileyen bilgisayar ürünü müthiş filmi Geomancer’i baştan sona izlemek önemli bir kazanım oldu benim için. Yapay zekanın yaratıcı uyanışını olağanüstü görüntüler ve derin bir felsefi altyapı ile sundu Lek.



Festivalde Öne Çıkan Performanslar 

Lee Ranaldo

Sonic Youth’un gitaristi Lee Ranaldo, festivalde solo albümlerinden örnekler içeren akustik bir konser de verdi ama benim aklıma kazınan performansı Kinoteka’daki deneysel gitar performansı oldu. Ranaldo, gitarı daha önce hiç görmediğim şekilde tavandan sarkan bir ipe asarak bir yay ile çaldı; havada bir o yana bir bu yana sallanan gitarın mekanla ilişkisini yeniden tanımlayarak, kullandığı efektlerle birlikte onu adeta bir kontrbasa çevirdi. Sadece dünyanın en iyi gitaristlerinden birinin bu muazzam anlarına tanıklık etmek için bile Resonate’e gidilirdi. Bugüne kadar gördüğüm en etkileyici müzik performansları arasına girdi bile. 



Anna Von Hausswolff

Geçen yıl Le Guess Who? Festivali’nde ilk kez canlı dinlediğim günden beri ikinci deneyimi yaşamayı bekliyordum. Resonate performansı da diğeri gibi, Hausswolff’un altodan sopranoya geçen ses değişimleriyle insanda yoğun duyguları harekete geçiren sarsıcı bir etkileşimdi. Altı kişilik ekibiyle kırmızı ışığın altında klavyesine kapanarak kimi zaman gitar drone’ları eşliğinde çığlıklar atan, kimi zaman da karanlık folk ve art pop tınılarını usulca söyleyen Hausswolff’un müziği, saf ama vahşi bir ruha, etkileyici bir deneysel karaktere sahip. Hiç bitmesin istediğim bir konserdi.



Biosphere

Norveçli elektronik müzik prodüktörü Biosphere, loop’lar ve bilim kurgu tarzı sample’larıyla “arctic ambient” denilen türün başarılı bir temsilcisi. Resonate performansı sırasında çaldığı müzik de video ekranda yayınlanan Uzay Yolu görüntüleriyle tam bir uyum içindeydi. Ambient tekno, ambient house, drone, tekno gibi çeşitli türleri barındıran, çok ustalıkla kurgulanmış bir set çaldı Biosphere. Ancak yazının başında da belirttiğim gibi Club Drugsotre, müzik dinlemek için değil, konuşup gülmek için gelmiş bir kitleyle doluydu ve açıkçası Biosphere’in o şahane müziğine çok yazık oldu. 

WoO

Gitarist Vukasin Djelic, 1990‘larda noise rock grubu Off ile yaptığı çalışmalardan sonra elektro gitarıyla tek başına kaset kayıtları yapmaya başlamış. Rastlantı sonucu cep telefonları, kumanda aletleri, fotoğraf makinesi, CD gibi eşya ve aletlerin de analog ve elektronik müzik üretiminde kullanılabileceğini keşfetmiş. 2000’li yıllarda geliştirdiği WoO projesiyle ambient, caz, folk gibi farklı türleri içeren kayıtlar yapıyor. Resonate’de tek başına gerçekleştirdiği performansında gitarı klasik ve yatay şekilde farklı pozisyonlarda değişik tekniklerle çalarak deneysel yaklaşımını sergiledi; enstrümanının sınırlarını zorlayan bir virtüöz olarak ufuk açıcıydı.



Vvhile

2011’de Belgrad’da kurulan grup, ilk başlarda punk rock türü müzik yaparken daha sonra deneysel bir sounda yönelmiş. Resonate’de gitar ve davul ile müthiş enerjik bir set sundu ikili. Kimi zaman Joy Division’ı da andıran basın ön planda olduğu bir post-punk tarzı öne geçti, kimi zaman da noise ve deneysel pop unsurlarını da işin içine katan daha farklı bir sound. İzleyici kitlesini harekete geçiren enerjik performansları gerçekten takdiri hak ediyor. 2014’te ilk albümleri yayınlandı, ikincisi bu yıl bekleniyor. Takibe almakta fayda var!

Nemanja Aćimović

Bateri setiyle doğaçlama tekno soundunu yaratan Aćimović, 90‘larda alternatif rock grubu Jarboli’de yer aldıktan sonra solo çalışmalara yönelmiş. Belgrad bağımsız sahnesinin önde gelen davulcularından birisi olarak tanınıyor. Sahnedeki doğaçlamaları sırasında keşifler yaparken sanatsal açıdan cesur bir yaklaşım sergileyerek müziğini geliştiriyor. Resonate’de Dom omladine Beograde adlı mekanda çalmaya başladığında sakin sakin oturan kitleyi ayağa kaldırıp, mekanı bir dans kulübüne çevirdiğine tanık olduk. Çok dinamik bir şekilde ve tek bir analog enstrümanla nasıl tekno yapılır görmek isteyen varsa Nemanja Aćimović’i izlesin.



Yuri Landman

Resonate’in basılı resmi programında yer almamasına karşın güzel bir sürpriz olarak Yuri Landman’ın performansını izledik. Hollandalı müzisyen, Lee Ranaldo, Liars, Finn Andrews, Lou Barlow, Liam Finn’in de aralarında olduğu birçok isme özel deneysel elektronik yaylı çalgı yapmış. Bazı gruplarda bas ve elektro gitar çaldıktan sonra, diğer müzisyenler için deneysel enstrümanlar yapmaya ve okullarda müzikoloji dersleri vermeye odaklanmış. Resonate kapsamında Club Drugsotre’nin içindeki ufak bir salonda, pet şişeler, oyuncak bebek, matkap gibi alışılmadık eşyaların da bulunduğu bir ekipmanla yarattığı müziği dinlemek ilginçti. Sürekli tekrar eden müziğin bir süre sonra bir enstalasyon mantığı içinde kurgulandığını düşündürdü bana. 



Alba C. Corral + Regen 

Resonate’de gerçekleşen yaratıcı işbirliklerinden biriydi bu performans. Yazılım programlarını kulllanarak sanatsal yapıtlar üreten İspanyol teknolog Alba C. Corral ile Regen mahlasıyla tanınan elektronik müzik prodüktörü Milos Pavlovic ortak bir performans sundu. Kulüpteki konuşma gürültüsünü aşmak ve videodaki görüntülere odaklanabilmek için kulak zarlarımın olumsuz etkilenmesini göze alarak ön önde dinledim bu performansı. Regen’in başından sonuna kadar kusursuz bir akıcılık içinde ilerleyen müziğine yanıt olarak, Corral bir yazılım aracığıyla canlı görsel yarattı. Renklerin, çizgilerin ve şekillerin sanal dünyasına dalarken dışardaki gerçek dünyayı unutturan, insanı vakum gibi içine çeken bir deneyimdi. Sonrasında da müziğin görselliği üzerine epeyce düşündürdü beni.  

Stephen O’Malley 

Drone ustası O’Malley’i tamamen karanlık bir salonda kendisini hiç görmeden, sadece sahnedeki ekranda süzülen noktaların sıradışı dansı eşliğinde dinledik. Siyah beyaz videoda birbirini tekrarlayan hareketlerin bir süre sonra yarattığı hipnoz etkisi, müzikteki tekrarlarla iyi bir uyum yaratıyordu ama belki günün yorgunluğundan, belki de müzikte daha fazla dalgalanma beklediğimden, O’Malley’in deneysel drone doom performansına karşı ilgim bir süre sonra azaldı. Açıkçası yarattığı etki biraz bana uzaktı ama sanırım kesin karar vermek için bir kere daha yaşamalı o deneyimi.




[Bu yazı ilk olarak Red Bull Müzik'te yayınlanmıştır. Fotoğraflar (Biosphere ve Vvhile fotoğrafları hariç) ve videolar (Lawrence Lek ve Nemanja Acimovic videoları hariç) bana aittir. https://www.redbull.com/tr-tr/resonate-festivali-2017]

Resonate Festivali ile ilgili Vegan Logic radyo programları 

1- http://www.veganlogic.net/2017/04/vegan-logic-resonate-1-542017.html
2- http://www.veganlogic.net/2017/04/vegan-logic-resonate-2-1242017.html


Translate