Melody Gardot etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Melody Gardot etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Temmuz 2015 Salı

VİDEO: MELODY GARDOT @ İSTANBUL CAZ FESTİVALİ


7.7.2015

Dün akşam İstanbul Caz Festivali kapsamında Sepetçiler Kasrı'nda cazın güçlü vokalisti Melody Gardot'yu bir kez daha canlı dinleme fırsatı bulduk. Her zaman olduğu gibi yine kusursuz bir performansa imza attı. Charles Mingus'un "Ne kadar iyi çalarsan çal, içinde senden bir şeyler yoksa önemi de yok," sözünü kanıtlarcasına her şarkının içine kendi yüreğini akıtan bir müzisyen Melody Gardot. Bu hissi dinleyiciye yoğun olarak geçiriyor konserlerinde.

Sepetçiler Kasrı'nın nefes kesici güzellikteki manzarasına karşı gerçekleşen konserde iki video kaydettim. Birisi, Gardot'nun bu ay yayınlanan albümü "Currency of Man"de yer alan "Bad News" adlı şarkıya; diğeri de ekibinde yer alan olağanüstü yetenekli saksofoncu Irwin Hall'un aynı anda iki saksofonu çaldığı dakikalara ait... "Bad News" videosunda Irwin Hall'un şahane bir solosu da var.






(Fotoğraf ve videolar bana aittir.)

28 Haziran 2015 Pazar

Büyüleyen Bir İçtenlik: Melody Gardot


28.6.2015

Amerikalı vokalist ve şarkı yazarı Melody Gardot’yu ilk kez canlı dinlediğim konserin sonunda, “Dolunayın aydınlattığı enfes Boğaz akşamı, unutulmaz bir film sahnesi gibi yerleşti zihnimize,” demiştim. O geceden bu yana altı yıl geçse de konsere dair anılarım tazeliğini hiç yitirmedi. 2009’da İstanbul Caz Festivali’ne konuk olmuş; Esma Sultan Yalısı’nda romantik, hüzünlü ve hepsi son derece içten şarkılarını seslendirmişti Gardot. Yansıttığı duygu her ne olursa olsun, kalbinin derinliklerinden geldiğini hissettirecek kadar yoğundu sesinin tınısı. Yaşanmış çıplak duyguları, şiir gibi aktarmıştı melodilere...

İkinci kez 2013’te festivale konuk olduğunda, Almanya Sefareti Yazlık Rezidansı’nın ağaçlıklı muhteşem bahçesinde ağırladık onu. Blues, bossa nova, R&B, Latin ve caz müziği kaynaştırıp evrensel bir dil kurdu o dört dörtlük konserde. Bu yıl zarif vokali, yine bir temmuz akşamında bu kez Sepetçiler Kasrı’nda yankılanacak.

9 yaşında müziğe başlayan sanatçının, 16 yaşından beri Philadelphia’nın barlarında Duke Ellington ve Mamas & Papas şarkılarını söylediği günlerin üzerinden epey zaman geçti. 19 yaşında bisiklet sürerken bir motorsikletlinin çarpmasıyla ağır yaralandı, bir süre piyanoyu çalamaz oldu. Ancak doktorunun önerisiyle başladığı müzik terapisi olumlu sonuç verdi, hastanede yattığı dönemde gitar çalmayı öğrendi.

İlk albümü “Worrisome Heart”dan beri güçlü bir kariyerin sinyallerini vermişti ama asıl çıkışı biri hariç kendi yazdığı şarkılardan oluşan “My One and Only Thrill” adlı albümüyle yaptı. Yumuşacık vokali, minimalist yorumu ve sahneden yansıyan sıcaklığıyla herkesi büyüleyen Gardot, 6 Temmuz’daki konserinde prodüktörlüğünü Grammy ödüllü Larry Klein’ın üstlendiği dördüncü albümü “Currency of Man”de yer alan yeni şarkılarını da seslendirecek. Caz ve blues’un yanı sıra country ve folk etkileri de taşıyan sesiyle, aşk ve tutkuyu derinliğine yaşayan insanların hikayelerini anlatacak. İki saksofonu aynı anda çalan olağanüstü yetenek Irwin Hall’un da katkısıyla bir kez daha yüreğimize dokunacak!


(Bu yazı ilk olarak, 27 Haziran 2015 tarihli Cumhuriyet Caz Festivali ekinde yayınlanmıştır.)

6 Temmuz 2013 Cumartesi

Melody Gardot'dan Dört Dörtlük Performans


6.7.2013

Melody Gardot'ya İstanbul'un en güzel mekanlarında konser vermek nasip oluyor. Dört yıl önce yine İstanbul Caz Festivali'ne geldiğinde Esma Sultan Yalısı'nda çalmıştı. (O konserle ilgili yazım için link: http://zulalmuzik.blogspot.com/2009/07/cazn-yukselen-melodysi.html) Bu kez Almanya Sefareti Tarabya Yazlık Rezidansı'nda ağırladık onu. Ağaçlıklı çok güzel bir bahçe içinde, önünde Boğaz manzarasıyla muhteşem bir atmosferi vardı mekanın. Melody Gardot da gece boyunca orada konser yapılmasına izin verdiği için Almanya Başkonsolosu'na birkaç kere teşekkür etti.


Bir temmuz gecesiydi ama rüzgar şanlı hükmünü sürüyordu, herkes dağıtılan kırmızı polar şalları alıp sarındı. Ön kısımda sandalyelere oturanların dışında çimenlere atılan büyük yastıkların üzerine yayılanlar da çoktu. Konsoloslukların bahçesinde konser düzenlenmesinin bir yararı da, içki satılması sorununun ortadan kalkması. Caz Festivali'nin bu yılki mekanları arasında İstanbul Modern yok. Geçen yıllarda oradaki konserlerde müze olduğu gerekçesiyle içki satılması yasaklanınca işin tadı kaçmıştı; konsolosluklarda böyle bir sıkıntı olmuyor, dileyen hem müzik dinliyor hem de içkisini içiyor.

Melody Gardot, 2009'da İstanbul'a geldiğinde ikinci albümü "My One and Only Thrill"in turnesindeydi. Bu defa geçen yıl çıkardığı "The Absence" için turnede. Esma Sultan'daki konserde geçirdiği ağır trafik kazasının üzerinden altı yıl geçmişti ve geride kalan fiziksel zorlukları henüz tam olarak atamamıştı. Çok rahat yürüyemediği için sahneye bastonu ile gelip, çoğunlukla ya piyanosunun başında kalmış ya da yüksek bir tabureye oturup gitar çalmıştı. Aradan geçen zaman ona her anlamda iyi gelmiş. Artık ayağında yüksek topuklu ayakkabılarla rahat yürüyor, sahnede desteksiz duruyor; bir tek dans ederken bastonunu eline aldığını gördüm.

Fiziksel olarak hareket olanağının artması, sahne performansını etkilediği için bunu belirtmek istedim. Çünkü dün gece, piyanosunun başında çok az kaldı. Konserin açılışında birkaç şarkı çaldıktan sonra ayağa kalkıp mikrofonun önüne geçti; daha hareketli şarkılar söyleyip dans etti. Bir ara, 2011'in sonunda kaybettiğimiz Cesaria Evora'yı andı. Şarkılar hangi dilde olursa olsun, içten söylendiğinde yüreğe dokunacağını, Cesaria Evora gibi bir gün öldüğünde kendi şarkılarının da onunki gibi hatırlanmasını arzuladığını söyledi ve unutulmaz "Sodade"ı seslendirdi. "Bana mektup yazarsan ben de sana yazarım. Beni unutursan ben de seni unuturum... Geri geldiğin güne kadar" diyordu "Sodade" adlı şarkısında Evora. Meldoy Gardot, onun unutulmayacağını İstanbul'da bir kez daha hatırlattı.

Pürüzsüz sesiyle hem yeni hem de eski albümlerinden şarkılar söyledi Gardot. "Les Etoiles", "Baby, I Am a Fool", "Who Will Comfort Me" gibi daha çok bilinen şarkılarında dinleyicilerin eşlik ettiğini görünce yüzüne kocaman bir gülümseme yayılıyor. Konserin en ufak bir aksama olmadan baştan sonra akıp gitmesinin nedenlerinden biri de elbette kendisine eşlik eden ekibinin de müthiş olması. Özellikle saksofoncu Irwin Hall olağanüstü bir performans gösterdi. Bir ara aynı anda iki saksofonu birden çaldı. (Çektiğim videoda o sahneyi yakaladım. Görüntü ilk başta biraz sallantılı ama izlemeye değer. )



Melody Gardot, şarkı aralarında anlattığı hikayeler, yaptığı esprilerle dinleyicisiyle çok sıcak bir iletişim kuran müzisyenlerden. Paris'te bir sabah sokak müzisyenlerinin şarkılarıyla uyanıp, heyecanla çırıkçıplak bir halde pencereden "Sizinle şarkı söylemek istiyorum!" diye altıncı kattan bağrışını anlatırken adeta yeniden yaşıyordu duyduğu mutluluğu. Konserin sonuna doğru baktı ki yine dinleyiciyle sahne arasına kırmızı bantlarla mesafe konmuş. "Sayın Konsolos, çimenleriniz için üzgünüm ama bunu yapmak zorundayız. Birisi yardımcı olursa şu bantları atalım, herkes sahne önüne gelsin" dedi.

Dinleyiciyle arasındaki fiziksel mesafeyi kaldırdığında daha çok coştu. Irwin Hall saksofon çalarken ona danslarıyla karşılık verdi. Çok güzel bir son oldu. Alkışlarla yeniden geldi sahneye. İstanbul'dan çok güzel anılarla ayrıldı Melody Gardot ve ekibi. Blues, bossa nova, Latin ve caz müziği kaynaşıp evrensel bir dil kurdu. Bir öncekinden daha dinamik, dört dörtlük bir konserdi. Melody Gardot, yoluna sağlam adımlarla devam ediyor.

(Photo credit: Zülal Kalkandelen. Fotoğraflar ve video bana aittir.)

-







21 Aralık 2009 Pazartesi

2009'da Dünyada Müziğe Genel Bir Bakış


© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet/21 Aralık 2009

Yılın en önemli müzik olayı, kuşkusuz Pop Müziğin Kralı Michael Jackson’ın ölümüydü. 50 yaşındaki yıldızın, yeni bir konser serisine hazırlandığı sırada, hiç beklenmedik bir anda gelen ölüm haberi, dünyada şok etkisi yarattı.

Los Angeles’ta düzenlenen cenaze töreni, aynı anda tüm dünya televizyonlarından izlendi. Jackson’ın yeni single’ını da içeren “This Is It” adlı albümü, satış listelerine 1 numaradan girdi ve ilk bir ayda tüm dünyada 3 milyon kopya sattı.

***

Pop müzikte, her zaman olduğu gibi, bu yıl da skandallar gündemdeydi. Yılın en çok konuşulan ismi, 5 dalda Grammy’ye aday gösterilen Lady GaGa’ydı. Amerikalı şarkıcı, Billboard listelerinden inmeyen şarkıları, sıra dışı kıyafetleri ve eşcinsel hakları için yaptığı öncülükle dikkat çekiyor. Daha çok korku filmlerinden fırlamış bir karakteri andırsa da, kalıplaşmış güzelliği reddeden farklı bir anlayışı pop dünyasına sokmaya çalışıyor. Ancak sonuçta, müzikten çok modayla ilgili gözüküyor ve görüntüsü müziğin önüne geçiyor...

Beyonce, Carrie Underwood, Taylor Swift, Rihanna, Lily Allen, Kelly Clarkson, Katy Perry, Kanye West, 50 Cent ve Black Eyed Peas, 2009’da popüler müzikte en çok öne çıkanlardı. Bütün ödülleri onlar paylaştı, ana akım medya sürekli onları yazdı. Ama bana sorarsanız, bu kadar ilgiyi hak eden şey müzikleri değildi...

Britney Spears, beş yıl aradan sonra turneye çıktı ve üçlü cinsel ilişkiyi anlatan şarkısıyla listelerin tepesine oturdu. Madonna, dünya turnesine devam etti. O da cinsellik yüklü sahne performansı ve videolarıyla gündemde kaldı.

Sonuçta, satışı artırdığı için, bu yıl da pop müziğe bolca cinsellik enjekte edildi. Bu işi abartanlardan birisi de, Shakira’ydı. İngilizce albümü “She Wolf”a ilgiyi çekmek için yine cinselliği kullandı. Ancak özgünlüğünü yitiren müziğiyle bir tür Beyonce taklidi olup çıktı...

Fakat sadece sesiyle başarılı olan birisi vardı: Fiziksel açıdan hiç de çekici olmayan 47 yaşındaki Susan Boyle, yetenek yarışması “Britain’s Got Talent”taki performansıyla herkesi etkiledi. İlk albümü “I Dreamed a Dream”, dünyada satış rekorları kırdı. Bana göre, müzikte yılın en çarpıcı gelişmelerinden birisi buydu.

2009’un en iyi çıkış yapan grubu ise, İngiliz elektro pop ikilisi La Roux oldu.

***

Rock müzikte, U2, yeni albümü “No Line On the Horizon” ve 360 derece adlı turnesiyle ilgi odağıydı. Son teknolojinin kullanıldığı sahne tasarımı, dinleyicileri mest etti; ama grup, neden olduğu aşırı karbon salımı yüzünden çevrecilerin eleştirilerine hedef oldu.

The Beatles’ın bütün kataloğunun hem analog hem de stereo versiyonlarının dijital ortamda yeniden düzenlenilerek yayımlanışı, koleksiyoncular için büyük bir olaydı.

Yılın en sansasyonel video klibini “Pussy” adlı şarkısı için Alman endüstriyel metal grubu Rammstein yaptı. Grup üyelerinin de tamamen çıplak gözüktüğü klip, porno olarak değerlendirildi.

2009’un en başarılı rock grubu, kanımca, “Primary Colours” adlı albümüyle The Horrors’dı. Yılın en iyi albümleri, bu yıl da alternatif ve deneysel müzik alanından çıktı. Bu alanda en başarılı bulduğum ilk 10 albümü, Piano Magic, The Veils, Patrick Watson, Moby, Fever Ray, Wild Beasts, Memory Tapes, Moderat, Twinkranes ve Fuck Buttons yaptı.

***

Caz’da en iyi çıkışı yapan sanatçı, İstanbul Caz Festivali’ne de katılan Melody Gardot’ydu. Genç müzisyen, “My One and Only Thrill” adlı albümüyle büyük beğeni topladı. Yılın en dikkat çeken caz albümleriyse, Vijay Iyer Trio’dan “Historicity”, Allen Toussaint’den “The Bright Mississipi" ve Ran Blake’den “Driftwoods” oldu.

DİJİTAL TEKNOLOJİ VE MÜZİK

Gelişen teknoloji, 2009’da müzik dinleme ve paylaşma yöntemlerini de etkiledi. CD formatı can çekişirken, müzik mağazaları birer birer kapandı, onların yerine MP3 siteleri hızla çoğaldı. Plak şirketleri, yasadışı paylaşım siteleriyle mücadeleyi sürdürürken, gruplar artık albüm yerine sadece single yayımlayacaklarını duyurmaya başladı.

iTunes’dan bu yana en devrimci sistem olarak nitelenen Spotify modeli, Avrupa’da kullanıma girdi. 2010’da Amerika’da da faaliyete geçecek sistemin, iTunes’un sonunu getireceği konuşulurken, Apple firması, kullanıcıların internet üzerinden sahip oldukları müziği dinlemelerine olanak veren Lala’yı satın aldı.

10 Temmuz 2009 Cuma

Cazın Yükselen Melody'si


© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet/ 9 Temmuz 2009

Amerikalı müzisyen, İstanbul Caz Festivali kapsamında Esma Sultan Yalısı'ndaydı


Müzik aşkın gıdasıysa, çalmaya devam ediniz.” (Onikinci Gece I. Bölüm, Sahne I).

Shakespeare, Melody Gardot’yu sahnede çalarken görse, Onikinci Gece’nin açılışında Dük Orsino’nun ilk sözü, “Müzik aşkın kendisiyse, hiç durmadan çalınız,” olabilirdi.

Tartışılabilir bir görüş belki; ama ben, salı akşamı genç sanatçıyı dinlerken bunu düşündüm. Büyük olasılıkla, Gardot'nun “Erkekler yalnızca aşığım; ben müziğe aşığım,” şeklindeki sözleri çağrışım yapmıştı.

Bu sözler, onu tanımayanlara abartılı gelebilir. Oysa Melody Gardot’nun müzik tutkusunun ardında özel nedenler var. Çünkü 6 yıl önce 19 yaşındayken geçirdiği ağır bir trafik kazası sonrasında, hayata yeniden dönüşünü müzik sağladı.

Bedeninde meydana gelen hasarlar yüzünden, küçük yaşlardan beri çaldığı piyanoyu çalamaz olmuştu. Doktorunun önerisiyle müzik terapisine başladı. Gitar çalmayı öğrendi, müzik sayesinde iyileşip kendi şarkılarını yazdı, albümler yaptı ve şimdi dünya turnesinde.

Norah Jones’dan Daha İyi

Ben, Melody Gardot’nun sesini ilk kez 2006’da duydum. Geçen yılın en iyi caz albümlerinden biri olarak değerlendirilen “Worrisome Heart”ı ilk çıktığında dinlemiş ve etkilenmiştim.

Ama Gardot’nun asıl büyük çıkışı, bu yıl nisan ayında yayımlanan albümü “My One and Only Thrill” ile oldu. Biri dışında tüm şarkıları kendisinin yazdığı bu ikinci stüdyo çalışması, Gardot’yu cazın kadın müzisyenleri arasında önemli bir yere getirdi.

O kadar ki, Jazz Times dergisi, “Gardot, Norah Jones kadar büyüyebilir mi?” sorusunu sordu. Onun gibi büyük bir üne kavuşur mu bilmiyorum; ama şunu söyleyebilirim ki, hem şarkıları hem de sahne performansı Norah Jones’dan daha iyi.

Müziği son derece içten ve yalın. Şarkılarının kimisi romantik, kimisi hüzünlü. Ama yansıttığı duygu her ne olursa olsun, kalbinin derinliklerinden geldiğini hissettirecek kadar yoğun. Yaşanmış ve hissedilmiş çıplak duygular, şiir gibi aktarılıyor Gardot’nun melodilerinde.

Yalınlığın en önemli sebebi, sanatçının kazadan sonra aşırı sese ve ışığa karşı duyarlı hale gelmesi. Bu nedenle sürekli gözlük takıyor, kendisine eşlik eden müzisyenler de, enstrümanlarını adeta incitmekten çekinircesine çalıyor.

Zarif Bir Duygusallık

Esma Sultan Yalısı’ndaki konserde sahneye yine bastonuyla çıktı Gardot. Aldı eline akustik gitarını, ipeksi sesiyle söyledi şarkılarını. Caz, folk ve blues’u Brezilya ritimleriyle buluşturdu.

Siyah beyaz filmlerin moda olduğu dönemleri anımsatan müziğiyle dinleyenleri bir kentten diğerine taşıdı. “Les Etoiles” ile Paris’teydik, “Your Heart Is Black As Night”la New Orleans’ta...

Kendi yazdığı şarkıların dışında, yeni albümünde de yer alan “Over the Rainbow”u da yorumladı. Doğrusu cesaret isteyen bir işti. Çünkü dünya, o melodiyi Judy Garland’ın Oz Büyücüsü’ndeki yorumuyla sevdi.

Zaman içinde başkaları da söyledi aynı şarkıyı; Garland’ınki umut doluyken, Eva Cassidy’ninki hüzünlüydü. Gardot ise, şarkının ruhuna bossa nova katıp dinleyenleri Latin Amerika’ya götürdü.

Yumuşacık sesi, minimalist yorumu, sahneden yansıyan sıcaklığı ve esprileriyle İstanbul’da adeta zamanı durdurup herkesi büyüledi Melody Gardot. Aslında yaptığı, “tek ve biricik heyecanı” müziği paylaşmaktı. Kendisini hayata bağlayan en büyük sevdasını anlattı dinleyicilere.

Dolunayın aydınlattığı o enfes Boğaz akşamı, unutulmaz bir film sahnesi gibi yerleşti zihnimize.
_

Translate