Herbie Hancock etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Herbie Hancock etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Temmuz 2015 Cuma

AYİN GİBİ KONSER


3.7.2015

Bazı konserler vardır keyiflendirip coşturur; bazısı eğlendirip dans ettirir; bazısı da hüzünlendirip ağlatır... 28 yaşındaki piyanist Tigran Hamasyan’ın Erivan Devlet Oda Müziği Korosu eşliğinde Aya İrini’de verdiği konser ise, tam anlamıyla ruhumuzu yüceltti. Dinlediğimiz müzik, 5. ve 19. yüzyıllar arasındaki döneme ait dini içerikli Ermeni müziğiydi. Gospel’dan tasavvuf müziğine kadar, her dini müzikte olduğu gibi, insan ruhunu derinden etkileyen bir yönü vardı. Ancak İstanbul’da yaşadığımız, bunun ötesinde bir deneyimdi; müziği dinlerken zihnimde sürekli aynı imajı canlandırdı.

Tigran Hamasyan, ibadet edercesine piyanonun üzerine kapanıp tuşlara her dokunduğunda dingin bir suya gökten bir damla düşüyordu sanki. O damlanın su yüzeyinde yarattığı titreşimler ise, 22 kişilik korodan çıkan büyüleyici seslerdi. Bazen tek tek düşen damlalar, bazen sağanağa ve doluya dönüştü. Su üzerindeki bu doğa harikası eşsiz gösteriyi hayranlıkla izleyen biri gibi, biz de müziği adeta hipnotize edilmiş bir halde büyük bir sessizlik içinde dinledik.

Hamasyan’ın insan zihninde resim çizen müziği, gücünü elbette farklı kaynaklardan alıyor. İlahiler ve geleneksel kompozisyonların varyasyonlarını yorumladığı “Luys i Luso” adlı bu projede Ermeni kültürünün izleri, acı, hüzün, sevgiyi arayış ve adanmışlık duygusu var. Varoluşundan bu yana sevgisini, heyecanını, öfkesini ve inancını şarkı söyleyerek anlatan insanın geliştirdiği koral müziğin gizemi var. Ama hepsinden önce Hamasyan’ın piyano enstrümanına hakimiyeti, olağanüstü yeteneği var. Genç yaşında Thelonious Monk Uluslararası Caz Yarışması’nda birinci olması, Herbie Hancock’un “Sen artık benim öğretmenimsin!” demesi boşuna değil. Piyano aracılığıyla insan ruhuna dokunuşu kelimelerin anlatamayacağı kadar özel.

Gümrü doğumlu müzisyenin salı akşamı Erivan ile İstanbul arasında kurduğu görkemli köprü, müziğin sınırsızlığının da en güzel örneğiydi; farklı kültürleri buluşturan su gibi saf, ortak bir ayindi.



(Bu yazı, ilk olarak 2.7.2015 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde yayınlanmıştır. 
 Fotoğraf: Ilgın Erarslan Yanmaz)

8 Ağustos 2010 Pazar

Vitrindeki Albümler 30:


© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet/ 8 Ağustos 2010

HERBIE HANCOCK-The Imagine Project (Sony Music)

Caz piyanisti Herbie Hancock, 70. yaşını kutlarken barışa uzanan yolda küresel işbirliğinin gücünü gösteren bir albüm yapmak istemiş. Pop va cazı buluşturmak Hancock için yeni bir şey değil. Ancak bu albümde, Hindistan’dan Mali’ye, Kongo’dan Brezilya’ya uzanarak çok farklı kültürleri işin içine katmış.

Marcus Miller, Tinariwen, Dave Matthews, Pink, Chaka Khan, Anoushka Shankar, K’Naan ve Los Lobos’u bir araya getirmeyi herhalde ancak Hancock başarabilirdi...

10 şarkılık albüm, bir John Lennon klasiği “Imagine” ile açılıyor. Hancock’a bu parçada pop müzik şarkıcısı Pink ve R & B’nin sevilen sesi Seal’in düeti eşlik ediyor.

“Imagine” bugüne kadar sayısız kere cover’landı; ama bu dinlediğim en farklı versiyon. Şarkı, 2. dakikadan sonra Amerikalı neo-soul sanatçısı India.Arie, gitarist Jeff Beck, Kongolu grup Konono No 1 ve Malili müzisyen Oumou Sangare’nin de katılımıyla, bambaşka bir karaktere bürünmüş.

Bir başka ilginç cover, Peter Gabriel ve Kate Bush’un kusursuz düeti “Don’t Give Up” için yapılmış. Pink ve R & B’nin devlerinden John Legend'ın düetinde, özellikle Pink’in performansı beni olumlu anlamda şaşırttı.

Bob Dylan’ın en sevilen şarkılarından “The Times, They Are A’ Changin’ ”, İrlanda geleneksel müziğinin popüler grubu The Chieftains ve vokalde Lisa Hannigan’ın mükemmel uyumuyla nefis bir yorum kazanmış.

Altı ayrı ülkede kaydedilen "The Imagine Project", caz yönü geri planda kalsa da, sonuçta iyi bir pop albümü.

_

22 Ekim 2006 Pazar

Kaçırılmayacak Arşivlik Albümler


© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet Hafta Sonu/21 Ekim 2006

Bugün müzikseverlerin dikkatini yeni çıkan bazı albümlere çekmek istiyorum.

Caz sever misiniz?

Öyleyse kesinlikle kaçırmamanızı tavsiye edeceğim bir toplama albüm var: Best Jazz 100.


EMI tarafından çıkarılan Best 100 serisinin son halkası olan bu çalışma, altı adet CD’de caz müziğinin önemli isimlerini bir araya getiriyor, üstelik tek CD fiyatına! Bu altı CD’de yer alan toplam 100 unutulmaz şarkıyı, Chet Baker, Ella Fitzgerald, Dianne Reeves, Duke Ellington, Cassandra Wilson, Herbie Hancock, Miles Davis, Joe Lovano, Billie Holiday, Kurt Elling, Bobby McFerrin, Thelonious Monk ve caz dünyasının pek çok önde gelen sanatçısı seslendiriyor.

CD’lerin her birinde ayrı bir caz türü bir araya getirilerek şu şekilde gruplandırılmış:
1. Klasik caz vokalleri;
2. Swing klasikleri;
3. Latin caz;
4. Relaxing caz;
5. Jazz Ballads
6. Legends of Jazz.

Gerçekten müzikle ilgilenen herkesin arşivinde bulunması gereken benzersiz bir çalışma bu. Ben altı CD’yi arka arkaya dinleyip bir caz gecesi yapmak istedim ama gece yetmedi… Akşam 8’de başladım dinlemeye; saat 03:00 olmuştu ama müzik hala bitmemişti. Çünkü toplam süresi 438 dakika 28 saniye! Tabii bu toplama albümdeki CD’lerin her gün birisini dinleyerek zevki bir haftaya yaymak ya da dinlemeye öğlen başlayıp hiç ara vermeden akşam bitirmek de mümkün. Sonuçta söylemek istediğim, Best Jazz 100 adlı bu çalışmayı ne şekilde dinlerseniz dinleyin ama mutlaka dinleyin. Kendinize büyük bir iyilik yapmış olacaksınız.

Söz etmek istediğim ikinci çalışma, 15 ülkenin müziklerinin yer aldığı “The Greatest Songs Ever” serisi.

Afrika, Arjantin, Brezilya, Küba, Fransa, Yunanistan, İtalya, İrlanda, Portekiz, Ortadoğu, Jamaika, İspanya, Şili, Gypsyland ve Türkiye olarak gruplanan bu toplama albümler de benzersiz bir arşiv malzemesi oluşturuyor. Avustralya merkezli bağımsız plak şirketi Petrol Presents ile EMI işbirliğinde yayımlanan bu albümler, insanı dünya çapında müzikal bir geziye çıkarıyor. Fakat bununla da kalmıyor; albümleri alanlar için CD’lerde ayrıca hoş bir sürpriz de var. Her bir albüm kitapçığında ilgili ülkenin geleneksel yiyecek ve içeceklerine ilişkin tariflere yer verilmiş. Örneğin Brezilya CD’sini alırsanız, muz ve rom ile yapılan iki özel içki ile Brezilya usulü pilavın nasıl yapılacağını öğrenebilirsiniz.

Ülkelerin hem geleneksel hem de çağdaş müziklerinden örnekleri bir araya getiren albümlerin kapaklarında farklı meyve-sebze resimleri kullanılmış. Üzerinde karpuz resmi bulunan Türkiye CD’sinde şu şarkılar yer alıyor: “Nükleer Kış”-“Yarım Kalan Hayaller”/Nem, “Uyan Sunam”-“Gücüm Yetene Kadar”/Şükriye Tutkun, “Yaşım 17”/Fuat Güner, “Arap Çiftetellisi”-“Üsküdar’a Gider İken”/Esin Engin Orkestrası, “Şehri İstanbul”/ Cengiz Teoman, “Çal”/ Aydilge, “Gurbet Halayı”/Ali Nafile. “The Greatest Songs Ever” serisi, değişik müziklerle dünya kültürlerini daha yakından tanımak için oldukça ilginç bir proje.

Ve arşivlerde bulunması gereken üçüncü albüm ise “The Very Best Of Freddie Mercury”.

Ünlü rock grubu Queen’in karizmatik solisti Freddie Mercury’nin doğumunun 60. yılında solo kariyerinden örnekleri bir araya getiren bu çalışma, iki CD’lik özel bir set halinde yayımlandı. Birinci CD, birkaç şarkı dışında, ağırlıklı olarak Mercury’nin “In MY Defence”, “The Great Pretender”, “Love Kils”, “Time”, “Barcelona”, “Mr. Bad Guy”, “Made In Heaven” gibi unutulmaz şarkılarının orijinal kayıtlarından oluşurken; ikinci CD’de az bilinen ya da yeni remikslere yer veriyor.

İlk CD’de, “Guide Me Home” adlı şarkının hem Freddie Mercury ile sanatçının dünyanın en tanınmış sopranolarından Montserrat Caballe’nin birlikte seslendirdikleri versiyonunun yanı sıra, ayrıca bir de Thierry Lang piyano versiyonu bulunuyor. İsviçreli caz piyanisti Thierry Lang, Freddie Mercury’nin anısına bu parçanın düzenlemesini yeniden yapıp kaydetmiş. Rock tarihinin gelmiş geçmiş en güçlü seslerinden biriydi Freddie Mercury. AIDS hastalığına yakalanıp öldüğünde henüz 46 yaşındaydı. Ne yazık ki, çok genç öldü ama şarkıları daha uzun yıllar yaşayacak.

Translate