Barfak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Barfak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Nisan 2016 Cuma

JÎNDA KANJO: KOBANİ'DEN GÖÇEN MÜTHİŞ BİR SES


29.4.2016

Geçen yıl Instagram sayesinde keşfettiğim İranlı progresif müzik grubu Barfak'tan sonra, aynı şekilde bu kez Kobani'den çıkan genç bir vokalisti tanıdım. Nasıl Barfak'ın 15 saniyelik video görüntülerini izlediğimde duyduğum müzikten etkilenip grupla hemen röportaj yapma isteği duyduysam, Jînda Kanjo'nun sesini 15 saniye duyunca da aynısını hissettim. Hayatın akışını hızlandırıp kısa anları belgeleyen bu tür paylaşımların bu kadar yoğun bir etki yaratması gerçekten ilginç. Kanımca sanatta böylesine hızlı ve çarpıcı etkilenmenin ardındaki neden, duyduğumuz ses ya da gördüğümüz görüntünün gücü ile ilgili.

Jînda Kanjo'nun Instagram'daki videoda söylediği şarkının, Suriye'de çok tanınan müzisyen Mahmut Aziz'e ait "Gûlizar" adlı şarkı olduğunu öğrendim. Gûlizar adlı bir kadın hakkında yazılmış Kürtçe bir aşk şarkısıymış. (Aşağıdaki Instagram bağlantısından videoyu izleyebilirsiniz. Tümünü istedim ama henüz elime ulaşmadı. Geldiğinde buraya ekleyeceğim onu da.) Sözlerini anlamadığım halde ve fazla dinlediğim bir tür olmamasına karşın, şarkının duyar duymaz beni etkilemesinin nedeni, kuşkusuz yorumcunun sesinin gücünden geliyor. Nitekim Mahmut Aziz'in yorumunu daha sonra YouTube üzerinde bulup dinledim ama Kanjo'nunki kadar çarpmadı beni.


Sonuç olarak, bu tür beklenmedik etkilenme sonrasında Barfak ile ancak internet üzerinde buluşabilsem de, Jînda'yı İstanbul'da yakalama şansım oldu. Çünkü kendisi Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nın desteklediği müzik projesi One Beat'in İstanbul ayağına katılan müzisyenlerden birisi. Ben de zaten söz ettiğim videoyu 1beatmusic'in Instagram hesabında izledim. Türkiye'de yer alan farklı kültürlerden müzisyenler ile Amerikalı müzisyenleri 10 gün boyunca bir araya getirip ortak çalışmalar yapmalarını sağlayan bu etkinliğe kabul edilen yetenekli genç müzisyenlerimizden Gülşah Erol aracılığıyla Jînda Kanjo'ya ulaştım ve bir akşam kaldıkları otele gidip kendisiyle konuştum. Ancak ben Kürtçe bilmediğim, Jinda'nın da Türkçe ve İngilizce bilgisi yeterli olmadığı için, Kürtçe-Türkçe tercümanlık görevini genç arkadaşım Roger Fırat üstlendi.

IŞİD İSTİLASINDAN KAÇIŞ VE YARIM KALAN KONSERVATUVAR EĞİTİMİ

Cihangir'in ara sokaklarında otele vardığımızda Jinda Kanjo ile kapıda buluştuk. Son derece güleryüzlü ama utangaç bir edayla karşıladı bizi; videoda göründüğünden daha genç olduğunu fark ettim. 26'sına henüz girmiş ama bu yaşında ülkesini terk edip dilini bilmediği bir ülkede göçmen olmuş. İsmi "hayat veren" anlamına geliyormuş; yaşadığı zorluklara karşın adı gibi hayata bağlı bir kadın Jînda. IŞİD saldırısına uğrayan Kobani'de yaşayan bütün tanıdıkları bölgeden ayrılmak zorunda kalınca o da ailesiyle birlikte Mersin'e gelmiş. Suriye'de kabul edildiği prestijli Şam Konservatuvarı'nda yedi yıllık eğitimin iki yılını tamamlamışken, eğitimini ve muhtemelen hayallerini geride bırakıp şiddetten kaçmış.

Mersin'de hayatın onlar için nasıl olduğunu sorduğumda, "Hayat burada daha iyi ama dil bilmediğimiz için zorlanıyoruz. Orada yüksek eğitimimi bırakıp geldim ama burada okuyamıyorum. Müzik adına burada fazla bir çalışma yapamıyorum çünkü Türkçe bilmiyorum. Ama biz Mersin'de kötü bir muamele ile karşılaşmadık," diye yanıtladı.

Müziği hayatının temeline yerleştiren bir şarkıcı olarak dayanak noktası da gelecek umudu da elbette hep şarkıların içinde. "Kobani'de savaştan sonra hiçbir şey yapamaz hale geldik. Ben de kendimi daha çok müziğe verdim. Müzik olmasaydı yaşamaya devam edemezdim. Çünkü tutunacağım tek şey oydu," diyor gülümseyerek. Suriyelilerin kaldığı kamplarda yaşayan göçmenlere müziği ile destek olmayı çok istediğini söylerken gözlerinin içi parlıyor.

Türkiye'de müzik eğitiminin iyi olduğunu ve yarım kalan eğitimini burada tamamlamak istediğini, sonrasında albüm yapmayı arzuladığını anlatıyor heyecanla.

SURİYE'DEN ONE BEAT ISTANBUL'A...

Jînda Kanjo'nun Mersin'de yaşarken One Beat Istanbul'a katılması ise bir arkadaşı sayesinde olmuş. Kobani'den tanıdığı ve şu anda İstanbul'da okuyan arkadaşı Memo, daha önce bu organizasyona katılmış. Bu yıl da Jînda'nın kabul edilmesi için kendisinden videosunu isteyip onun adına başvurmuş. İstanbul'a bu sayede ilk kez gelmiş Jînda. "Nereye gitsek, kimi görsek bir enstrüman çalıyor burada. Müzikle etkileşim çok yoğun. Çok beğendim," diyor.

Kürtçe ve Arapça'nın yanı sıra Türkçe şarkılar da söylediğini anlatıyor. Bizi şaşırtarak daha çok Türk Sanat Müziği'ne yakınlık duyduğunu söylüyor, "Çünkü o müzik daha etkileyici, ağırlığı var," diyor, ardından Müzeyyen Senar, Bülent Ersoy, Hüseyin Turan, Muazzez Ersoy'un adlarını sıralıyor.

"KÜRTÇE, TÜRKÇE, ARAPÇA... ÜÇ DİL DE ŞARKI SÖYLERKEN TEK RENK OLUYOR"

Kürtçe, Türkçe ve Arapça türkülerde, Doğu müziğine özgü ortak yanların bulunduğunu, kendisinin nasıl bir paralellik gördüğünü merak ediyorum. "Çok büyük farkları yok. Türkçe ve Arapça söylemek benim için zor olmuyor. Kürtçe ve Türkçe birbirine daha yakın, Arapça dil olarak biraz daha farklı. Ama sonuçta üç dil de şarkı söylerken tek bir renk gibi oluyor," diyerek müziğin yarattığı duygudaşlığın altını çiziyor.

Ayrılmadan önce Suriye'de bir gün savaş biterse ve hayat normale dönerse, nerede yaşamayı tercih edeceğini de sorunca verdiği yanıt çarpıcı: "Benim için neresi iyiyse orada kalmayı tercih ederim. Türkiye ya da Suriye fark etmiyor... Buna ancak Suriye'de savaş bittikten sonra karar verebilirim."

Savaştan kaçan insanların, yeni bir umudun peşinde doğdukları ülkeyi terk edip yaşama sarılmasının örnekleriyle dolu bu dünya... Jînda Kanjo da onlardan birisi. Birleştirici gücüne inandığı müzik sayesinde ayakta kalacak, kendisine yeni bir hayat kuracak ve başkalarına hayat verecek!

Bu arada ilgilenenler için bir bilgi: One Beat Istanbul'a katılan 10 müzisyen bu akşam 19.30'da Bilgi Üniversitesi'ndeki Enerji Müzesi'nde ücretsiz bir konser verecek. Giderseniz Jînda'yı da dinleme olanağınız olur. Ayrıntılı bilgi için: https://www.facebook.com/events/955491951213821/




(Fotoğraflar bana aittir.)

11 Aralık 2015 Cuma

BARFAK: "MÜZİK BİZİ SEÇTİ, ONA BORÇLUYUZ"


11.12.2015

İstesek de istemesek de 2015 yılında artık dijital dünyanın kurallarına uyuyoruz. Cep telefonundan hoşlanmasam da benim de var, bilgisayar önünde saatlerce oturmaktan dolayı bunalsam da yazı yazmak, radyo programı hazırlamak, araştırmak için zorunluyum. Kazandırdıklarının yanında kaybettirdikleri de var internet odaklı sanal dünyanın. Onu iyi kullanabilirsek bazen güzel sürprizler gerçekleşebiliyor hayatımızda. 80'lerin yeraltı müzik dünyasında Ju Ju'yu kurup, kendi yayınladıkları tek albümden sonra ortadan kaybolan gizemli müzisyene geçtiğimiz aylarda internet sayesinde ulaştıktan sonra, bu yıl müzikle ilgili olarak ikinci güzel sürprizi de yine dijital dünya aracılığıyla yaşadım. Instagram'da beni takibe alan bir hesabı incelerken Tahran'dan bir müzik grubu olduğunu anladım. Paylaştıkları kısa videoları dinlediğim anda müzikleri hemen ilgimi çekti. Grup hakkında daha fazla bilgi bulmak için internette araştırma yapmaya çalıştıysam da bir video dışında bir şey bulamadım. İşin içinden çıkamayınca da, beni takibe alan o hesaptan paylaşılan bir videonun altına "Sizinle röportaj yapmak isterim. E-posta adresinizi alabilir miyim?" diye not düştüm. "Direkt mesaj kutunuza bakın," diye yanıt geldi. Karşılıklı olarak e-posta adreslerimizi birbirimize iletince iletişim başladı. Bana verdikleri linkler üzerinden bazı canlı performans videolarını ve şarkılarını dinledim. Sonra da röportajı Armin Arefi ile e-posta aracılığıyla gerçekleştirdik. Grubu bulma hikayem bu.

Instagram hayatımıza son yıllarda giren bir akıllı telefon uygulaması. O olmasaydı belki de ben Barfak diye bir gruba hiç rastlamayacaktım, YouTube ve Soundcloud olmasa, şarkılarını kilometrelerce öteden anında dinleyemeyecektim. Ju Ju olayını internet ve müziğin zaman ile mekan engellerini aşma gücüne örnek olarak göstermiştim. Bu da yeni bir örneği oldu benim için.

Tahran yeraltı müzik sahnesinde iki yıldır faaliyet gösteren Barfak, progresif/elektronik tarzda müzik yapıyor. Bana yer yer Tangerine Dream'i hatırlatan atmosferik bir sound var şarkılarında. Dinler dinlemez esin kaynaklarının doğa olduğunu anlamıştım ama bu konuda soru sorunca müziklerinin çıkış noktasına dair oldukça felsefi açıklamalar yaptılar. Bu açıklamalarla yetinmeyip, grubu daha yakından tanımak şarkılarını dinlemenizi öneririm.

Bu arada bir not olarak da belirtmek isterim, 20 yıllık profesyonel müzik yazarlığı tarihimde ilk kez bir İranlı grupla röportaj yaptığımı fark ettim. Açıkçası kendimi eleştirmem gereken tuhaf bir durum bu. Kim bilir Barfak gibi daha nice cevherler var o coğrafyada...

Öncelikle beni Instagram'da takip ettiğiniz için teşekkür ederim. Çünkü sizi bu sayede buldum! YouTube'da bir videonuzu izledikten sonra araştırdım ama hakkınızda bilgi bulamadım. O nedenle Barfak hakkında temel bilgileri sizden öğrenmem gerekiyor. Sanıyorum grupta üç müzisyen var. Bana kendinizi tanıtır mısınız? Kim hangi enstrümanı çalıyor? Grup ne zaman ve nasıl kuruldu?

Gösterdiğiniz ilgi ve destek için gerçekten müteşekkiriz. Grup iki yıl önde Tahran'da kuruldu. Başlangıçta üç ana üye vardı: Armin Arefi (gitar), Farzin n'Samani (bas), Ali Seif (piyano). Aslında ilk önce o sırada üzerinde çalıştığımız bir başka projenin yan projesi olarak gelişti ama bir süre sonra bazı koşullar ve dinleyicilerden aldığımız güzel tepkiler nedeniyle bizim için daha önemli olmaya başladı. Bunun sonucunda Tahran'da son iki yılda birçok konser verdik. Piyanistimiz, albüm kaydının son aşamasında kişisel sebeplerden dolayı gruptan ayrıldı. Neyse ki bu durum bizim gelecekle ilgili planlarımızdan vazgeçmemize yol açmadı, konuk müzisyen alarak yolumuza devam etme kararı verdik.



Barfak ne anlama geliyor?

Farsçada iki anlamı var: 1. Ufak kar tanesi 2. TV'deki beyaz gürültü! Ama biz her ikisi de akla gelsin diye herhangi birini özel olarak işaret etmiyoruz.

Şu ana kadar bir kısaçalar ya da albüm yayınladınız mı?

Şu anda sizin sorularınızı yanıtlarken ilk Barfak albümü Soundcloud'a yükleniyor. Oradan ücretsiz indirilip dinlenebilir. (www.souncloud.com/barfakmusic)

EVREN VE İNSANIN EVRİM SÜRECİ

Şarkılarınızı dinleyince doğa, üzerinde yaşadığımız gezegen ve uzayla epey etkileşim içinde olduğunu hissediyorum. Müzik ve kültür açısından sizi ne esinlendiriyor? Sizi müzik yapmaya yönelten şey, temel olarak saf bir şekilde duyguların yansıması mı yoksa belli bir temadan yola çıkan bir hikaye mi var aklınızda?

Konseptler hakkında günlerce, aylarca düşünüp tartışarak müzik yaratmanın olanaklı olduğunu düşünüyoruz. Size inandığımız bu bakış açısı hakkında kısa bir bilgi sunabiliriz. İnsan olarak diğer varlıklar gibi kendi evrim sürecimiz içindeyiz. Doğa bizim ve bildiğimiz diğer her şeyin yaşam kaynağı. Sahip olduğumuz bilinç anlamsız değil. Onu evrim sürecimizde yararlı bir şekilde kullanıp, doğanın bize verdiği işaretleri anlamalıyız.

Müzik açısından birçok farklı ilgi alanımız var. Tüm müzik türlerinin gelişip değiştiği bir süreçler söz konusu. Bunların çok ortak noktası var. Biz bu süreci "eski klişelerden kurtulma" olarak adlandırıyoruz.

Müzik yapmaya odaklanmanızı sağlayan temel dürtü ne?

Yaratmak insanın doğasında var, sanat eserleri yaratmak gibi... Çocukluğumuzdan bu yana müziğe düşkünüz ve bunu yaşamda izleyeceğimiz ana yol olarak seçtik. Aslında müzik bizi seçti ve biz de ona borçluyuz demek daha iyi.



DOĞANIN RİTMİYLE UYUMLU OLMAK VE KENDİ İÇİMİZE BAKMAK

Dinlediğim bütün şarkılarınız enstrümantal. Yorumlayacak söz olmayınca, şarkılara belli duyguları ya da konuları nakşetmek için özel bir çaba harcıyor musunuz?

Çoğu şarkımız enstrümantal; çünkü duyguları açıklamak için özel olarak sözlere ihtiyacımız olduğunu düşünmüyoruz. Enstrümantal müzik tek başına mükemmel olabilir. Ayrıca şarkı isimleri de bizim düşüncelerimiz hakkında bazı şeyler söyleyebilir.

Vokalsiz müzik yapmanın işi daha zor ya da kolay kılan yanları var mı sizin için?

Şarkılarla ilgili duygularımızı gösteren görseller kullanıyoruz. Bu dinleyicilerle aramızda daha iyi bir iletişim sağlıyor. Bu şekilde bizi dinleyen kitle ve sanatımız arasında daha iyi bir bağlantı kuruluyor. Biz bunu zorluk olarak görmüyoruz. Zamanımızın çoğunu ve dikkatimizi enstrümanlar ve ses tasarımlarına harcamamızı sağladığından iyi bir yöntem. Büyük müzisyenlerin çoğu (vokalistler dışında tabii) duygularını ve düşüncelerini kelimeler yerine, enstrümanlarından çıkan notalarla anlatır.

Dinleyicilerin müziğinizden hangi mesajı almasını istersiniz?

Yaşamdaki sürekliliği devam ettirmek ve mutluluk için insanın doğanın ritmiyle olabildiğince uyumlu olması gerekli. Bu mesajı vermek isteriz.

"Time's Mirror", etkisi oldukça yoğun, müthiş bir parça. Onu yazarken aklınızda ne vardı, arka planda sizi neler yönlendirdi?

O şarkıyı beğenmeniz bizi çok sevindirdi. Sizin gibi dinleyicilere sahip olmak harika. Aslında olup biteni açıklamak zor. Videoda görünen yer, bizim zamanda tersine yolculuğumuzu gösteriyor. Bu bizim kendi içimize bakmamızı, kendimize yönelmemizi sağladı. Bu şarkının temel amacı, içimizde olup bitenler hakkındaki duygularımızı göstermek.



"SINIRLAMALAR KADINLARIN SANAT YAPMASINI ENGELLEYEMEZ"

Bu şarkıyı ve diğerlerini canlı çaldığınızda genç İranlı dinleyicilerden nasıl tepki alıyorsunuz?

İlginç bir soru! Genç insanların ve sanatçıların tepkileri bizim için inanılmazdı. Popüler bir müzik olmadığından, Barfak şarkıları ve insanlar arasında bu kadar güçlü bir bağ olabileceğini düşünmemiştik. Son konserimizde daha da ilginç bir hale geldi. Çünkü salondaki dinleyicilerin arasında 6 yaşındaki çocuktan 70 yaşındaki erkeklere kadar çok farklı yaşlardan insanlar vardı ve herkes şarkılarımızla özel bir bağlantı kurdu. Bu bize harika bir enerji verdi.

YouTube'da Tahran'da bir kafede çaldığınız iki konser videonuz var. Şehirdeki yeraltı müzik sahnesinin içinde misiniz?

Evet, elbette öyle. Şu andaki koşulları düşünecek olursak, bundan daha iyisini bekleyemeyiz.

İran, kadınların toplum içinde şarkı söylemesine izin verilmeyen ve sadece İran Kültür ve İslami İrşad Bakanlığı'nın onayladığı şarkıların söylenebildiği bir ülke. Buna karşın, İran'da şaşırtıcı bir şekilde canlı bir yeraltı sahnesinin olduğunu, bazıları kadın olan asi müzisyenler de bulunduğunu biliyorum. Ülkedeki yeraltı müzik sahnesi bu şartlar altında nasıl varlığını sürdürüyor?

Bu etkinliklerimizin önündeki zorluklardan biriydi. Bazı sorunlarımızı kısaca açıklamaya çalışayım. Daha önce söylediğim gibi, Barfak diğer bir ana projeden doğan bir yan projeydi. Ana proje ise, 2009'da kurduğumuz, bir kadının vokalist olduğu senfonik metal grubu "Frosted Leaves" idi. İlk kısaçalarımız "Bleak Autumn"u yayınlamıştık. Birçok iyi tepki almamıza rağmen, kadın vokalist ve senfonik metal ile yolumuzda devam etmemizin olanağı olmadığını gördük. Yine de vazgeçmedik. Dubai'de bir konser verip "Child of the Flames" adlı bir single yayınladık. Fakat sonunda sponsor bulamadığımız ve koşullar uygun olmadığı için daha sonraki planlarımızı ertelemek zorunda kaldık. Gelecekte belki sponsorsuz olarak da masrafları karşılamanın mümkün olabileceğini düşünüyoruz. Bugün sadece "Frosted Leaves" varlığını korumakla kalmadı, onun yanı sıra "Wild Garden" adlı yeni bir elektronik müzik grubu da başlattık; onun da vokalisti kadın. Bütün bunlar bu sınırlamaların hiçbirinin kadınların sanat yapmasını engelleyemeyeceğini gösteriyor.

Geleneksel şarkıların bile onaylanmadığını okuyorum, duyuyorum. Bu koşullarda rap, rock ve indie müzikle ilgilenen gençlerin şansı nedir?

Geleneksel müzisyenlerin karşılaştıklarıyla bizim yaşadıklarımız arasında farklar var. Zaman zaman önlerine çıkan bazı engeller olsa da, en azından onların içinde bulunduğu koşullar iyi ve istikrarlı. Buna karşın, bahsettiğiniz türler için her zaman çok sayıda sorun söz konusu. Bazen müzisyenler bunları aşmak için çeşitli geçici yollar buluyor ama çoğunlukla ertesi gün karşılarına çıkan koşullar bunu imkansız hale getiriyor. Bu da, bu türlerde müzik yapanların etkinliklerine devam etmeleri için herhangi bir şanslarının olmadığı anlamına geliyor.



ORTADOĞU'DA BARIŞ MESAJI!

Anne ve babalarınızın yetiştiği dönemde durum nasıldı?

Geçmişte daha az sınırlama vardı ama o dönemde de insanların müzik zevki geleneksel şarkılar ve pop ile sınırlıydı.

İran dışında hiç çaldınız mı?

Daha önce "Frosted Leaves" adlı grubumuzla konserlerimiz oldu. Barfak ile çalmadık ama yakın gelecekte İran dışında canlı performans planlarımız var.

Geçmişten ya da günümüzden en çok sevdiğiniz gruplar hangileri?

Sayabileceğimiz çok isim var. En sevdiklerimiz Younger Brother, Röyksopp, Massive Attack, Beach House, Waldeck, Nik Bärtsch dörtlüsü Ronin, Geri Dagys, Jocelyn Pook, Hüsnü Şenlendirici, Dhafer Youssef, The Secret Trio, Laço Tayfa, Ólafur Arnalds, God Is an Astronaut, Aurora Borealis.

İran'dan takip etmemizi önereceğiniz alternatif isimler var mı?

Atoma, Quartet Diminished, Mavara, Baaroot, Frequency of Butterfly Wings, Spiral, Across the Waves gibi şahane gruplar var.

Son olarak Türkiye'deki insanlara bir mesajınız var mı?

Elbette var! Halkınızı sanatta gösterdikleri etkileyici gelişme için içtenlikle tebrik ediyorum. Ortadoğu'daki tüm insanların yakın bir zamanda barış içinde yaşamalarını umuyorum!

Translate