Anneli Drecker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anneli Drecker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Haziran 2009 Pazar

Küresel Depresyon İçin Ufak Bir Çaba


© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet Hafta Sonu/ 27 Haziran 2009

Efes Pilsen One Love Festival’ın kapanışını Norveçli elektronik müzik grubu Röyksopp yaptı. Vokalde Norveçli şarkıcı Anneli Drecker'ın eşlik ettiği performans, beklendiği gibi muhteşemdi. Konsere "Röyksopp Forever" adlı şarkı ile başlamaları ise, gecenin en güzel anıydı.

Konserin sonunda alkışlarla iki kere bis yaptı Röyksopp ve bir EPOL daha coşkuyla bitti. Ama dünya festivallerinin en gözde gruplarından birini İstanbul’da bulmuşken birkaç soru sormadan bırakmak olmazdı. Grup üyelerinden Torbjorn Brundtland ile, konserden önce kaldıkları otelde konuştuk.

FELSEFENİN DİNGİNLİĞİ, DANSIN HIZI

Chill-out, lounge gibi yavaş ritimli tarzlardan, elektronikanın çok daha hızlı türlerine uzanan geniş bir yelpazede müzik yapıyorsunuz. Bunu kendinizi istediğiniz yerde konumlandırmak için bir avantaj olarak mı görüyorsunuz?
Bu çok iyi bir soru... Yanıtlayamadığım sorulara bu karşılığı veriyorum... Fakat şunu söyleyebilirim; bizim içimizde ikili bir durum var. Hem enerji doluyuz hem de oturup sakince felsefe konuşmaktan hoşlanan bir tarafımız var. Yeni albümümüz “Junior”, bugüne kadar yayımladığımız en enerjik albüm. Ama bir süre sonra “Senior” adlı yeni bir albümümüz çıkacak. O pek öyle değil. Müziğimizin herhangi bir şekilde sınıflandırılmasına karşı değiliz. Ama doğrusu, şu ana kadar bunu başarabilen de olmadı...

Norveç’in kuzeyinde Tromso adlı kentte doğup büyüdünüz. Oradaki yaşam müziğinizi ne yönde etkiledi?
Çok geniş bir alanda çok az insanın yaşadığı bir yerdir Tromso. Ancak 50-60 bin insan vardır. Ama kişi başına düşen kilometre bakımından dünyanın en geniş üçüncü kentidir. Daha sonraki yıllarda Bergen’e taşındık. Orası daha Avrupai bir kent. Müzik yapmak ve yaratıcı etkinliklerde bulunmak için çok daha uygun bir yer. Ama orası da kalabalık değil. Aslında İstanbul’u gördükten sonra hiçbir yer için kalabalık diyemem...

“Junior”ın çok iyimser bir havası var. İlk single “Happy Up Here”i “küresel depresyonu sona erdirmek adına yapılan ufak bir çaba” olarak tanımlıyorsunuz. Norveç, kişi başına düşen en yüksek gelire sahip ülkeler arasında ikinci. Kriz orada nasıl hissedildi?
Biz Bergen’da yaşadığımız için şanslıyız. Çünkü küresel depresyondan etkilendiğimizi söyleyemem, ama İngiltere’ye sık gidip geldiğimiz için orada olanları biliyoruz. Bunları bilmesek, farklı bir yaklaşımımız olabilirdi.

“JUNIOR"I DİNLEME FORMÜLÜ

Bazı müzisyenler albüm yapma sürecinde kendi içine kapanır. Siz bu süreçte dış dünyayla ne kadar ilgilisiniz?
Ben ilham almak için sürekli çevreme bakarım. Şu anda burada olmak bile benim için bir esin kaynağı. Sokakta yürürken kalabalığın içinde gördüğüm bir gülümseme de etkileyebilir beni. Her şey, insanda farklı bir duygu yaratabiliyor. O nedenle devamlı gözlem yapıyorum.

Öyleyse, İstanbul’a geldiğiniz andan itibaren dikkatinizi çeken ilk şey oldu?
Beni şaşırtan ilk şey vize oldu. Ülkeye giriş yapabilmek için 15 Euro ödedik. Bu daha önce hiç başıma gelmemişti. Ama burada olmaktan dolayı çok heyecanlıyız. Etrafı görmek için henüz pek vaktimiz olmadı. Fakat bir süre kalıp müzik yapmak için iyi bir yer olduğunu hissediyorum.

Bazı albümler bazı ortamlarda dinlemeye daha uygundur. Kimisi yol albümüdür, kimisi gece dinlenince daha güzel olur. Siz “Junior”ı en çok hangi atmosfere uygun buluyorsunuz?
Bence en iyisi bir güne yayarak dinlemek. Örneğin, sabah uyanıyorsunuz ve yorgunsunuz. Ama mecburen kalkıp duş alıyorsunuz, kulaklıklarınızı takıp işe gitmek için evden çıkıyorsunuz ve güne “Happy Up Here” ile başlıyorsunuz. Sonra otobüse biniyorsunuz ve pek de rahat değilsiniz. Enerjiye ihtiyacınız olduğu sırada “The Girl And The Robot”u dinliyorsunuz. İşe vardığınızda, rahatlamanız lazım; sırada “Vision One” var. Gerisi iş çıkışına kalır. Eve dönerken arabanızda ya da trendesiniz. O atmosfere tam uyansa, “This Must Be It” adlı şarkı. Yemekten sonra Türk kahvesi içerken “Röyksopp Forever” gelir mutlaka. Bundan sonrasında duş sırasında tercihe göre geri kalanlardan birkaç şarkı seçilir ve son şarkı da vücut losyonu sürerken dinlenir. Bence önemli olan, duygusal etki bakımından, aynı şarkıda farklı işler yapmamak!

Sizi elektronik müziğe böyle tutkuyla bağlayan tek bir albüm adı var mı?
Var. Kraftwerk’ün Autobahn adlı albümünün B-Side’ı.

14 Haziran 2009 Pazar

2009 Yazının Albümünü Canlı Dinleyin


© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet Hafta Sonu/ 13 Haziran 2009



Her yazın bir favori albümü vardır. Bu yazınki de, Röyksopp’dan “Junior”. Dance-pop türünün Norveçli ikilisi, bu üçüncü albümüyle son aylarda adından çok söz ettiriyor.

Torbjorn Brundtland ve Svein Berge’den kurulu Röyksopp’u isim olarak tanımıyorsanız bile, büyük olasılıkla bugüne kadar müziklerini duymuşsunuzdur. Çünkü 2001 yılında yayımladıkları ilk albümleri “Melody A.M.”den bu yana, birçok şarkıları, reklam ve film müziği olarak kullanıldı.

Bunların içinde en ünlüsü, Apple firmasının Mac OS X Panther işletim sisteminin açılış müziği olarak kullanılan “Eple” adlı şarkıydı. Son albümlerinde yer alan “Happy Up Here”in giriş kısmını da, ülkemizde e2 kanalının reklamında duyuyoruz.

RÖYKSOPP, EFES ONE LOVE FESTIVAL’DA

Gelecek hafta sonunda santralistanbul’da düzenlenecek olan Efes One Love Festival’ın bu yılki konuk listesinde birçok ünlü grup ve müzisyen var. Bunların arasında en merakla bekleneni Röyksopp!

Yeni albümün tanıtım turnesine İstanbul’un da dahil edilmesi, güzel bir sürpriz oldu. İkili, festivalin ikinci günü olan 21 Haziran’da, Türkiye'deki ilk performansını gerçekleştirecek.

Müzikseverlerin Röyksopp’u heyecanla beklemesi boşuna değil. Çünkü son dönemin en neşe verici, en pozitif albümünü yapan bir grubu canlı dinleme olanağı bulacaklar. “Junior” albümünün hangi şarkısını dinlerseniz dinleyin, birden bir mutluluk hissi kaplıyor içinizi; nedensiz de olsa...

Grup, daha işin başında, "Junior"ı kaydederken “mutlu bir sound” yakalamayı hedeflemiş. Bunun ilk belirtisi, albümün en başında gösteriyor kendisini; açılışı yapan ilk şarkı “Happy Up Here”, gülme sesleri ile başlıyor.

Röyksopp elemanları bu parçayı, “Küresel depresyonu sona erdirme çabasına katkıda bulunmak adına ufak bir çaba” olarak tanımlıyor. Başarılı bir çaba olduğu kesin!


"ROBOT"A AŞIK OLAN KADIN

Albümden çıkan ikinci single “The Girl and the Robot” ise, 2009 yılının en iyi single’ı adaylarının en güçlüsü. Şarkı görünüşte bir kadının bir robota olan aşkını anlatıyor.

Fakat “robot” denilen, aslında modern dünyada sürekli işiyle ilgilenip kadını görmezden gelen bir erkek...Yalnızlıktan yılan kadın, karşılaştığı ilgisizlik ve sevgisizlik yüzünden, sonunda bir robota aşık olduğunu itiraf ediyor. İsveçli pop şarkıcısı Robyn’in muhteşem vokaliyle eşlik ettiği parça, tek kelimeyle kusursuz...

Robyn dışında albümde iki İsveçli, bir Norveçli konuk vokal daha yer alıyor: The Knife grubundan ve Fever Ray projesi ile tanıdığımız Karin Dreijer-Andersson, Lykke Li ve Anneli Drecker.

Karin’in seslendirdiği “Tricky Tricky”, albümün en gözde parçası. Electro-pop türündeki şarkı tekno ritimlerine de yer veren dinamik müziğiyle son dönemde dans pistlerinin vazgeçilmezi...

Karin’in vokalleri üstlendiği diğer parçanın adı “This Must Be It”. Disko müziğini andıran ve çok da çarpıcı olmayan bir melodinin üzerine Karin’in belirgin ve sert vokali bindirilmiş. Bazı kulaklara garip gelebilir ama asıl ilginç olan da bu gariplik...

Anneli Drecker'in yumuşak sesini üç şarkıda duyuyoruz. Ambient elektronika sınırlarında dolaşan “You Don’t Have A Clue”, oldukça romantik. Fransız elektronik müzik grubu Air’i hatırlatıyor ve ne kadar dinlerseniz dinleyin bıkmıyorsunuz.

Albümde ihmal edilemeyecek kadar iyi iki enstrümantal parçanın da olduğunu belirtmek gerek: “Röyksopp Forever” ve “Silver Cruiser”. Yaylıların dikkat çektiği iki parça da, şimdiden grubun klasikleri arasına girmiş durumda. Yıllar geçse de hiç eskimeyecek türden zamansız parçalar...

Bu kadar iyi bir albüm çıkaran Röyksopp, gerçekten yakın bir ilgiyi hak ediyor. İstanbul’daysanız ve olanağınız varsa, Efes One Love’da Röyksopp’u kaçırmayın. Kuşkusuz yazın en güzel konserlerinden birisi olacak.

Translate