4 Nisan 2010 Pazar

Vitrindeki Abümler 13:


© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet/ 4 Nisan 2010

DAVID BYRNE-FATBOY SLIM- Here Lies Love (Nonesuch Records)

David Byrne’ün çalışmalarını yakından izlediğim için ne kadar yaratıcı olduğunu biliyorum.

Ama itiraf edeyim; elektronik dans müziğinin ünlü ismi Fatboy Slim’le (asıl ismiyle Norman Cook) yeni bir albüm yaptığını ve bu albümün esin kaynağının da Imelda Marcos olduğunu duyduğumda oldukça şaşırıp meraklanmıştım.

Here Lies Love” adlı 2 CD’lik konsept albüm, 22 şarkıda Filipinler’in eski diktatörü Ferdinand Marcos’un eşi Imelda ve onu yetiştiren aile hizmetkarı Estrella Cumpas’ın hikayesini anlatıyor.

David Byrne, Imelda Marcos'un öyküsünde kendisini ilgilendiren unsurun, toplumdaki etkili insanları harekete geçirip, onlara güç katan etkenler olduğunu söylüyor.

Bunu dans müziği ile anlatıp, öyküyü diskoya taşımanın mükemmel olacağını düşünmüş Byrne. 1970'li yıllarda diskoya gidip dans etmekten hoşlanan Imelda'nın hayatı, böylece bu albümdeki melodilerin esin kaynağı olmuş.

Albümün bir diğer ilginç özelliği, Ferdinand Marcos ile Imelda’nın kamuoyuna yansıyan sözlerinin de kullanıldığı şarkıları tanınmış müzisyenlerin sesinden dinliyor olmamız.

Aralarında Florence Welch, Tori Amos, Cyndi Lauper, Martha Wainwright, Santigold, Sharon Jones ve Nellie McKay’in de bulunduğu 20 kadın şarkıcı, Imelda ve Estrella karakterlerini temsil ederken, Steve Earle Ferdinand Marcos’un sesi olmuş.

David Byrne sadece iki şarkıda vokalde yer alırken diğerlerinde gitarıyla eşlik ediyor. Şarkıların önemli bir kısmı Byrne ile Fatboy Slim’in ortak çalışması, bir kısmını da Byrne kendisi yazmış.

70’lerin disco dönemini yansıtan beat’ler Latin ritimleriyle kaynaşınca, türlerin karıştığı, melodik bir albüm çıkmış ortaya. Dolayısıyla hit olabilecek bir şarkı olmasa da dinlemeye başlayınca kolayca akıp gidiyor albüm...

Ve bir yandan da, Imelda Marcos gibi halkı tarafından hiç de hayırla anılmayan birinin, nasıl olup da bu kadar hoş melodilerin esin kaynağı olabildiği sorusuyla başbaşa bırakıyor insanı...

Vokalde Santigold'ün yer aldığı "Please Don't"un videosu:











Albümdeki şarkılar hakkında fikir edinmek ve "Please Don't"u ücretsiz indirmek için buraya tıklayın.

-

29 Mart 2010 Pazartesi

Vitrindeki Abümler 12:


© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet/ 28 Mart 2010

GORILLAZ-Plastic Beach (EMI)

Üyeleri karton karakterlerden oluşan ilk sanal müzik grubu Gorillaz, yeni albümü Plastic Beach'le popüler müzikte de deneysel çalışmaların yapılabileceğini ve bunun eğlenceli bir sound yaratmaya engel olmadığını bir kez daha kanıtlıyor.

Britpop’un ünlü ismi Blur’un vokalisti Damon Albarn ile çizgi roman Tank Girl’ün yaratıcısı Jamie Hewlett’in kurduğu grup, bu albümde yine farklı müzik türlerini buluşturmuş.

Hip-hop, dub, alternatif rock, funk, elektronik ve pop müzik karışımından oluşan, çok renkli bir soundu var Plastic Beach’in.

Albümü dinledikten sonra, sanki ağzınızda kalıcı bir tat bırakan tek bir ana yemek yemiş gibi değil de, her mezeden bir parça tatmış gibi hissediyorsunuz.

Bunun bir nedeni de, grubun farklı seslerle çalışma geleneğini sürdürmesi. İnsan, Snoop Dogg, Lou Reed, Mark E. Smith, Bobby Womack, Mick Jones, Paul Simonon ve Lübnan Ulusal Arap Müziği Orkestrası’nı aynı albümde dinleyince ilk anda garipsiyor.

Ancak Gorillaz ekibi, Plastic Beach’i, dünyadan farklı fotoğrafların bir pano üzerinde bir araya getirildiği tek bir görüntü gibi düşünmüş. Albüm, aslında bizleri, üzerinde insanoğlunun doğayla ilişkisinden kalan çeşitli tortuların yer aldığı terk edilmiş bir adaya götürüyor.

Yapay ama aslında gerçek dünyadan izler taşıyan, eğlenceli bir ada. Savaş, şiddet ve din sömürüsüne karşı duran şarkı sözleri de bu görüntünün bir yansıması tabii...

Rap şarkıcısı Bashy'nin "Respect the island, no stealing / And don't bring religion here" dediği "White Flag" adlı şarkı, bu durumu açıkça ortaya koyuyor.

Bu adada herkese, her zevke göre bir şey var. Benim ilk dinleyişte beğendiğim şarkı, Bobby Womack ve Mos Def’li elektro-funk türündeki “Stylo” oldu.

Ancak reggae şarkıcısı Eddy Grant, bu parçanın melodisinin kendisinin 1981 tarihli “Time Warp” adlı şarkısından kopyalandığını iddia ediyor. Doğrusu haksız da görünmüyor... Eddy Grant'in iddiasının doğru olup olmadığına şarkıyı dinleyip kendiniz karar verin. ( Time Warp )

Bir diğer dikkat çeken şarkı, vokalleri Lou Reed ve Damon Albarn'ın üstlendiği "Some Kind of Nature". Lou Reed, şarkıya elbette kendi damgasını vurmuş. Reed'in belirgin bir duygu yansıtmayan sesine karşılık Albarn'ın kırılgan vokali ilginç bir tezat oluşturuyor; ama hoş bir tezat bu...

Albümden çıkan ilk single Stylo'ya çekilen Bruce Willis'li video klip bugünlerde internette en çok izlenen videolardan biri. Güzel bir klip olmuş ama bana sorarsanız, keşke böyle savaş karşıtı bir albümün videosunda Cumhuriyetçiler'in kurultayına gidip George W. Bush'u destekleyen Bruce Willis yerine başkası olsaydı derim...


Gorillaz - Stylo
Yükleyen emipubfrance. - Yüksek çözünürlüklü video keyfini yaÅ�ayın!

25 Mart 2010 Perşembe

Post Dial-You Are Not Alone


Ülkemizin indie müzik sahnesinin beğenilen gruplarından Post Dial, uzun bir aradan sonra "You Are Not Alone" adlı bir EP yayınladı.

Yiğit Bülbül ve Sinan Tınar'dan kurulu ikilinin üzerinde Ekim 2009'dan beri çalıştığı "You Are Not Alone", ücretsiz indirilebiliyor.

Bunun için yapmanız gereken, şu linke tıklamak: http://postdial.net/youarenotalone/

EP'de, 4'ü Post Dial'ın geçen sezon konserlerinde yorumladığı şarkılar olmak üzere, toplam 8 şarkı yer alıyor:

Intro, Next Big Thing, Le Sacré du Parfait, Sway, Bequem, Get It, The Purple Rose of Cairo, Will You Let Me Sleep


Post Dial, ara verdiği canlı performanslarına ise, 3 Nisan'da Dogzstar'da vereceği konserle yeniden başlıyor.

Gelecek konserlerinde bilinen parçalarının yanı sıra, hiçbir yerde yayınlanmamış yeni parçalar ve yenilenmiş bir görsel şov vaat eden grubun konser takvimi şöyle:

3 Nisan/Dogzstar/İstanbul
16 Nisan/Roxy/İstanbul
13 Mayıs/Babylon/İstanbul

"You Are Not Alone" hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz, bu teaser'ı izleyebilirsiniz.

Post Dial - You Are Not Alone Teaser 2 from onurson on Vimeo.

21 Mart 2010 Pazar

Vitrindeki Abümler 11:


© Zülal Kalkandelen
Cumhuriyet/ 21 Mart 2010

AUTECHRE-Oversteps (Warp Records)

Son bir haftadır elektronik müziğin en önemli gruplarından Autechre’nin yeni albümü “Oversteps”i dinliyorum.

Bir süredir çeşitli bloglarda sahte "Oversteps"ler dolaşıyordu. Sonunda albüm yayınlanınca herkes rahatladı.

Ve anlaşıldı ki, genellikle bu tür müziğin deneysel kollarından IDM (Intelligence Dance Music) ve GDM (Genius Dance Music) ile ilişkilendirilen Manchesterlı ikili, yine sınıflandırılması pek mümkün olmayan bir albüm ile karşımızda.

Ancak şunu söylemek olanaklı: "Oversteps", 1994 tarihli “Amber”daki ambient tarzına daha yakın duruyor, bir önceki albüm “Quaristice” ile kıyaslandığında ise daha melodik.

Bu defa da, işin içinde ünlü Max/MSP (ses işleme programı) var; yine analog ve dijital perküsyonlar, efektler, synth’ler ve çeşitli soyut sesler kullanılmış.

Bu yöntemle yapılan müziği duygusuz bulanlar, “metalik seslerle yaratılan, yapay bir müzik” diye tanımlayanlar vardır. Dinlemesi zor bir müzik olduğu doğru; fakat ses deneylerine ilgi duyanların Autechre'ye kayıtsız kalması da olanaksız.

Çünkü o sentetik seslerle insan zihninde farklı labirentler açar Autechre. Tabii o labirentlerin açılması için dinleyicinin aktif katkısı gerekir.

“Oversteps”, eklektik yapısıyla, buna daha fazla olanak veren bir çalışma. Aynı zamanda grubun bugüne kadar yaptığı en sıcak albüm. (Özellikle albümdeki "see on see" adlı parça bunun en iyi kanıtı.) Bazı parçalarda uzayda süzülme hissi yaratırken, bazılarında karanlık dehlizlerden geçiriyor insanı.

1987’de kurulduğu günden bu yana hiçbir eğilim ya da modanın izinden gitmeden, her biri kendisinden öncekini aşan 10 albüm yayınladı Autechre.

Elektronikanın soyut ses kesitleriyle kurgulanan çarpıcı bir minimalizm yansıtan “Oversteps”, hiç kuşkusuz, o görkemli kariyerin en parlak duraklarından birisi.

2008 tarihli "Quaristice", özel edisyon olarak yayınlandığında 5 saate yakın bir materyal içeriyordu. "Oversteps"in özel edisyonunun ise 4 saati bulduğu belirtiliyor. Meraklılarının bilgisine...

Albümü dinlemek için buraya tıklayın.
Benim favori parçalarım, bozulup çarpıtılmış bass soundu ve öne çıkan perküsyonuyla dubstep sularında gezinen "ilanders" ve baştan sona kusursuz bulduğum muhteşem "see on see".

-

Translate